Pazar, Kasım 28, 2010

kalp kırılsa da sever


Bu aralar özellikle Çağıl gittiğinden beri değişim içerisindeyim. Herşey bana sıkıntı.Arşivimi kaldırıp atasım geliyor. Blogdan soğumakla soğumamak arasında kaldım sıkıştım.Hayır yazmaktan vazgeçmek değil, özellikle çok yazmak istiyorum ama kafamdakilerle yazdıklarım bağdaşmıyor gibi geliyor.Yabancı  gibi okuyorum bazı yazılarımı.Yıllar beni değiştirdi sanırım. Bu benim 925. yazım :) Yazdıkça hayat buluyormuşum gibi geliyor.Hayat değişikliğimi yazılarıma da yansıtmaya karar verdim :)  
Kendime gizli bir başka blog mu açsam bilemedim.
Evde de büyük bir değişime girdim.Hayatımı daha sadeleştirme yolundayım.İstanbuldan Uzunbey'le alışveriş yaptık. Salonun şöminesine taş aldık sonunda.Birde duvar kağıdı. Daha önce de şeklini değiştirmiştim.Masa ve sandalyeleri de. Bir öncesi - sonrası yapacağım ilerleyen günlerde. Çok olan aksesuarları kaldırdım. Çok sevdiklerim ortada, birde kıyamadıklarım.Gittikçe de temizlemeyi düşünüyorum.Hatta yeni almayı.Sevsem de bazılarını eleyeceğim.Hele kıyafetlerimi bayağı bir elden geçirmeye başladım.Büyük bir değişim içindeyim.Bu halimi sevdim.Temizliğe devam edeceğim :))
İstanbul'u zor bıraktım bu sefer.Çağıl orda diye olabilir. Olmayabilir de. Akdenizi seviyorum ama İstanbulda tüm sevdiklerim.Bu sefer zordu işte. Bu saatlerde dökülüyor tüm sözcükler benden.Daha önceki saatlerde kıvrandım yazmak için olmadı.Gece yarısı canlanıyor içimdeki duygular..Asi gece kuşu olmayı seviyorum ben. Bütün gün elimde bilgisayar blog okudum.Yazamadım yeni yazı.Uzunbey bugün erken geldi ama çok yorulmuşuz. Dün çalıştık, gece Kubilay filminin galası vardı burada Hayal Sinemasında oraya davetliydik.
İstanbul güzel geçti aslında. Ya da çok özledim bana öyle geldi.Hiçbirşey beni mutlu etmiyor gibi de geliyor bazen. Depresyonda mıyım.Hayır hatta hiç bu kadar kendimde olmamıştım.

İstanbul hazırlıkları hem uzun hem yorucuydu. Evden annemlere gidecek çok eşya ve hediyeler vardı, onları ayıkladım, hazırladım.Birde son gece dinlenmem gerekiyordu ki yolda araba kullanayım. Bu yüzden akşam 11 sularına kadar işimi bitirdim, erken yattım. O gün Ares'i de veterinere bıraktık, biz gelene kadar pansiyonda kaldı.Aslında hırpalanmasın diye götürmedik ama gelince pişman oldum.Her şeyle ilgilene kadar onunla da ilgilenirdik diye düşündüm. Bizi özlemiş. Yolda Uzunbey kullandı arabayı . Afyonda ben aldım, Bilecek'e kadar gittik.Uzunbey kıyamadı bana o kullandı yine İstanbula kadar ama tam köprüye geldik acaip bir trafik.Adım adım gittik Büyükçekmeceye. 

Akşam herkes bizi bekliyordu.Çağıl bizimle geldiğinden yolda yurda uğradık. Oda arkadaşıyla tanıştık.Zaten dört kişiler, diğer ikisi memleketteydi. Tam on iki saatte geldik.   
İlk günler geldiğime inanamadan geçiriyorum zamanı.Ev kalabalıktı ve bundan ayrıca keyif aldığımı da belirtmek isterim.Çocukluğumuz gibiydi, kalabalık ve çok sesli sofralar :) 
Foto: Yeni  GS stadı.
Biz çarşambayı yolda geçirdik, perşembe kayınvalidemdeydik, cuma annemlerde geçti, cumartesi sabah kahvaltıdan sonra önce görümceme oradan da Kavacık'a geçtik.Uzunbey'in eski iş arkadaşı ve eşi çok yakın arkadaşlarımız.Onlarda kaldık bir gece. Çok güzel evleri ve bahçeleri var, fotoğraflardan İstanbul olduğunu anlayamazsınız o kadar yeşil, o kadar sakin :)
Dönüşte Çağıl'ın okulunun önünden geçtik.
Ataköy eski kısımdan..Çocukluğumda dershane servisimiz oradan geçerdi,tüm ara sokaklarını ezberlemiştim.
Pazar akşamı sahile gittik.Teyzemin oğlu benim lise arkadaşımla  iyi arkadaş,eşleri de öyle.Balık tutmaya sahile gitmişler. Bizde Çağıl'ı götürmeye gittik ama kaldık orda.Zaten teyzemin kızıyla eşide oradaydı, sonra  hep beraber  teyzemin kızına gittik. Yemek yapıp yedik ,tam olarak 18 kişiydik çoluk çocuk :) Allahtan ev büyük ,problem olmadı. Herkes işin bir tarafından tuttu.Genede erkekler çalıştı mutfakta ,biz seyrettik.Eniştemiz çok güzel yemek yapıyor, tecrübe etmiş olduk. Hepsi müzikçiydi :)) Canlı müzikte dinledik,değmeyin keyfimize. Teyze kızım, oğlu, eşi  zaten müzikçi, enişte de bir ara müzik yapmış. O gece öğrendik. Her iki çiftin çocukları zaten konservatuarda yarım zamanlı okuyorlar. Önce kendileri çaldı, sonra da çocuklara çaldırdılar birşeyler.. Söylediler, söyledik :) Ben yorumcu değilim, sesimde güzel değil  ama geçmişten gelen bir müzik kültürüm var kimseye söylemediğim. Repertuarım geniştir.Ben yine de fazla söylemedim ama çok keyif aldık. 
O gün Yeşilköy pazarına gidemedim, şansım yaver gitmedi,ertelemek zorunda kaldım.Burcuyla migros çarşıya gittik.



Teyzemin oğlu eşiyle canlı müzik yaparken...Yazın bana gelen misafirlerim, zaten başka teyzem yok,halamın çocukları var,diş hekimi  ve mühendis İstanbulda. Birde Amcam var Trakya da bir belediye de mimar :)  Başka hala ve amca çocuklarımda var :)

Annemin yeni kırkyama çalışması bir yatak örtüsü. Bana hediye etti :)) Bende fırsatı kaçırmadım.
Yine yukarıda  ilk İstanbula girişte güvenlik şeridi ihlali yapan " kendini akıllı sanan aptallar"ı görmektesiniz.. 

Migros alışveriş merkezi kaçamağı, burcuyla kahve keyfi.

Annemin kaktüsü çiçek açmış :)

Annemle Bakırköyde buluştuk,o kursa gitti, ben yaklaşık 5 saat gezdim ama pek bir şey beğenemedim.İki triko aldım sadece Carousel 'den. Burcu bana sen yaşlanmışsın dedi, belki de haklı, ben oraları hallaç pamuğu gibi attırırdım eskiden. Canım alışveriş bile istemeyince içim sıkıldı.
Bir alışveriş hatıram var ki bunu yazmadan olmaz. Carousel' den çıkıp karşı mağazaya girdim. Capacity...
Senelerdir çantamda çakı taşırım ben. Günün her saati yollarda ,arabayla geç vakit döndüğümden taşırım birazda. Bazen  etkinliklerde lazım olur ya da arabada yemek yerken,yürüyüşte  falan. En son çakım babamın hediyesi, kaç senedir nerelere girdim , kapılardan geçtim hiçbir çantamda görünmezdi kontrolde, o gün capacity girişinde güvenlik görevlisi gördü, aldı benden içeri girerken.Şimdi düşünün kü asortik bir hatun ve çantasında gayet etkili bir çakı :)) Delikanlı şaşırdı ama belli etmedi, ama aldı benden.Ona işim gereği dışarıda olduğumdan taşıdığımı söyledim ama adam nereden bilsin Fethiye durumlarını.Yani aslında Fethiye benim gördüğüm en güvenli yerlerdendir ama eski bir İstanbullu olarak ben onu yanımda taşırım diyemedim :))Mesleğimi söyleyip açıklama yaptım. İçeri girdim ama aklım babamın hediyesi olan çakıda, adımı sordu ama etiket koyarken görmedim,oysa koymuş.Bu sefer o oradan ayrılırsa çakıyı nasıl alabileceğimi bilemediğimden içeri girdiğim gibi çıktım ve kapıda görevliye sizin yüzünüzden gezemedim,benim gibi bir müşteriyi kaçırıyorsunuz  demeyi de ihmal etmedim. Babamın hediyesini size emanet bırakmaktansa çarşıyı gezmeyeceğimi söyleyip çıktım.Eminim adam beni unutulmayanlar listesinde iyi bir yere oturtmuştur :))
Sahte timsah derisi çantamla - çevreciyim ya gerçeğini kullanmıyorum- çakı süper bir ironi olmuştu aslında :P

Birde öğlende yemek yedim meydana yakın.Yalnız.
-Yalnız yemek yemeyi sevmiyorum bu arada.

Kavacık'taki bahçeden, dekorasyon fikirleri.Emine süper bir bahçıvan aslında.Bunu kendi okusa hayır değilim diyecektir ama rakamlarla ve insanlarla bu kadar meşgul bir insan ancak bu bahçede dinleniyordur gerçekten.

Katmerli  küpe
Masa tenisi de vardı ama bilardoyu koymak için kaldırmışlar.Bu arada ben fena oynamam, yani biraz oynarım masa tenisi.Teyzemin oğlu öğretmişti eskiden, yazları bize gelirlerdi, bizde kışın haftasonları onlara giderdik Fındıkzadeye eskiden.

Hava biraz serindi ve Uzunbey hastalanmak üzere olduğundan keyfi yoktu bu yüzden kahvaltımızı içeride etmek zorunda kaldık.Yazın da bir kaç derece serin oluyormuş şehirden buraları. Gerçekten de başka bir aleme gelmiş gibiydik, Emine buna rağmen Fethiyeye gelebilirim diye beni şaşırtmaya devam ediyor.. Evin önü ve arkası ormandı bu arada belirteyim :)

Beykoz Anadolu Lisesi
Evin oğlu bu okulda değil ama iyi bir sporcu ve çocuklarımızın tekrar görüşmesinden ve anlaşmasından ayrıca mutluluk duyduğumuzu da belirteyim.Tolga Çağıl'dan bir kaç yaş küçük ama eski arkadaşlarımız olduğundan ve başka arkadaşlarından daha  sık görüştüğümüzden  çocukluğunu da biliyoruz. İki yakışıklı bilgisayara takılıp ,gece de şöyle bir acarkent yaptılar. Bir ara bende kaybolmak istedim onlarla ama olmadı :P 
Yolda çektiğim boğaz manzarası.

Emine hem bahçeye hem de hayvanlara bakabilecek beceride çalışan bir kadın.Hayran olmamak elde değil. Tabii ki eşi yardımcı oluyor ama kadın için bahçeli ev yine de zor.
Horoz Denizli horozu .Özel olarak getirtilmiş :)
Banyo penceresi ormana açılıyor  :))

Yer örtücüler..Kaktüslerde vardı ama azdı, daha sonra  Emineye çelik göndermeyi düşünüyorum.Ondaki çeşitleri gördüm, olmayanlardan birşeyler hazırlayacağım.
Balkon.



Dönüş yolunda .. Afyona kadar Uzunbey , Afyon -Fethiye arasını da ben geldim ama insan etrafı boş olunca sıkılıyor. Hem de iğrenç bir yağmur vardı biz çıkarken.Bütün bayram boyunca yağmayan yağmur bizim döneceğimiz gün patladı.Sabah beşte yola çıkıp akşam beşte eve geldik.

İstanbul'da bu sefer hoşuma gitmeyen şey Beykent'te çocuğuyla para dilenen tiplerdi. Büyükçekmece Belediyesi  Zabıtaları bu işe bir el atmalı. Tam ışıklarda arabaya yapışan tipler,onlar oraları sararsa kurtulması zor olur. Dallanıp budaklanmadan bir el atmak lazım. Onun dışında istanbul daha bir şehir olmuş ,daha lüks mekanlar ama insanların tipleri daha bir bozulmuş geldi,Türkçeleri de.
Kavacık'tan dönerken İke'dan alışveriş yaptık,Çağıl'da vardı, iyi oldu ama biz şömine taşlarını ve duvar kağıtlarını Beylikdüzü Bauhaus'tan aldık. Bu arada carrefour, medya markt gibi mağazaları, koçtaş gibi marketleri de gezdiğimi belirteyim. Çağıl'ın vizeleri başladığından son günlerde okul ve çekmece arasında geldi gitti.
Bayramda teyzemlere de uğradık Beykent'e.Çarliyle işlerden az görüşebildik, Burcuyla az yalnız kalabildik, ve evde kim içki içiyorsa ona takılıp içki içtiğimi de yazmam lazım.
İlk defa şarap üstüne bira cilaladım, rakı üstüne de bir gece cila yaptım galiba..
Aslında çok içki içmiyorum ama yazılarda hep çok içiyormuşum gibi gözüküyor. Normalde ölçülü içmeyi seviyorum. Gittiğim gibi osmanlı tulumbası aldım birde burda bilmediklerinden yapan yok daha.
Annem çok güzel yemekler pişirdi :) Babama vişne likörünü götürdüm. Gece kalkıp balkondan karanlığı seyrettim ve bir kaç gece küçük dayımla içki içerken balkonda şarkılardan fal tuttuk ikimize..
Birde ben bu şarkılardan şikayetçiyim tam unutmak istediğimde karşıma olmadık yerlerde çıkıp olmadık düşünceleri çakıyorlar kafama. Araba da ve bazen sohbet ederken.En çok sevdiğim joy fm' i dinledim sık sık arabada.Buralarda yok. - yetkililerine sesleniyorum,akdenizde sizin gibi radyo çok iş yapar-  yine de siz bilirsiniz.gelirseniz tüm gün sizi dinlerim yoksa Alem fm' i ve Nihat Sırdar ı dinlemeye devam ederim.Geri kalan zamanlarda da cd. den Ferhat Göçer.

Not: Blogculardan bir ricam var. Jivago bir öğretmene link vermişti, okuluna destek isteyen bir öğretmen. Aslında çoğu destek yerine ulaşmış ama yılbaşına kadar bloglarınızdan link ya da bilgi verebilirmisiniz..?
Mesela böyle bir yazıyı kendi yazınızın ardına ekleyip, başkaları da görsün istemezmisiniz..? Hadi en azından bloglardan link verip destek olalım sevgili BERRİN ÖĞRETMENİMİZE ...
Ben ayrıca kitap da göndereceğim o başka.

"İdealist öğretmen Berrin hanım eliyle yapılacak kırtasiye, kitap ve kıyafet yardımları için, yılbaşına
kadar katkılarınızı bekliyoruz dostlar."

ADRES:
Berrin Damgacı
Başkale İ.M.K.B Çok Programlı Lisesi
BAŞKALE / VAN
Tel: 0537 8611682

Berrin Öğretmenin mektubu :

"Aydınlığın şövalyeleri neredesiniz?

Akşamları tepelerde ışıklar görünüyor yer yer: İran sınırı ve karakollar. Yükselti o kadar fazla ki, ağaç yetişmiyor. Yıldızlar o kadar yakın ki, ellerinizle tutabilirsiniz. İlkokulda öğrendiğim tüm yıldız kabileleri burada: küçük ayı, büyük ayı, cezve. İnsanları o kadar sıcak ki, iklime inat. “İnsanlık” burada yaşıyormuş, meğer ölmemiş" diyorum içimden.,
Yıllardır batıda değişik ve güzel şehirlerde ...çalıştım hem de iyi koşullarda. İster istemez kıyaslama yapıyorum. Burada 3.haftasındayız okulun. Kılık-kıyafet kontrolü sırasında ayakkabıları farklı renkte birkaç öğrenciyi ayırmıştık. Teneffüste bir kız öğrenci yanıma geldi ayrılan bir arkadaşı için. Sessizce kulağıma “hocam, … arkadaşımız 12 kardeş, ailesinin durumu iyi değil, söyleyemiyor utanıyor” dedi sustum. 9.sınıf öğrencilerinden biri (üstelik ufacık bir şey daha) eski bir eşofman üstüyle gelip gidiyor okula. Fakirliği okunuyor yüzünden, duruşundan.
Bir aya kalmaz kar yağarmış buralara. "Ne yapmalıyım bu çocuk için? Bugün 11.sınıf öğrencilerinden biri üzgündü. Nedenini sordum, "ailemin parası yok hocam beni okuldan alacaklar" dedi. Zehir gibi kafası var. Seneye mezun olacak oysa. Kalacak yer bulmalı ama nasıl? Kız öğrencilerin sayısı az, çünkü okutmuyorlar. Çarşıda kadın-kız pek görülmüyor, ancak memur bayanları görebiliyorsunuz. Öğrenci çok, sıra az. Gelen öğretmenler en fazla 1,5 yıl kalıp gidiyorlar. Sınıfta konuşuyoruz, bir örnek verdim: Van’ a gittiğinizde…"Hocam Van’a gitmeyenler var daha" dediler. Sordum, sınıfın yarısı ilçeden dışarısını görmemiş daha. Gidenler de çalışmak için bir inşaatta veya akraba yanında. Gezmek fiilini çekemez bu çocuklar. Sinema-tiyatro, alışveriş merkezi, kafeterya, çay bahçesi, flört nedir bilmiyorlar.
Ülkemin 40 yıl öncesine ışınlanmışım sanki. Ya da bir köşeden Şener Şen çıkıverecekmiş gibi, bir Türk filminin içine düşmüşüm adeta.Evimi taşırken kitap kolilerinden yakınan taşımacılara kızan ben, okuldaki kütüphaneyi görünce ürperdim. Bomboş! Bu gençlerin bilinç kazanması, kendilerini tanıması, hayallerine kavuşmak için yol-yordam öğrenmeleri gerekiyor oysa. Yokluk ve yoksulluktan kurtulmaları, cahil kalmamaları gerekiyor. YGS-LYS kitapları olsa kütüphanede soru çözümü yaparlar, üniversiteye bir adım daha yaklaşırlar.
Okuduğu bir roman karakteri belki onun hayatında dönüm noktası olacak, belki çözdüğü bir üniversite hazırlık kitabı onun bir bilim insanı olmasını sağlayacak ya da okuduğu kitaplar hayatının tek zenginliği olarak kalacak ama kendi çocuklarını özellikle de kızlarını okula göndermesini sağlayacak.
Üzerime umutsuzluk çökmeye başladı, yakında yağacak olan kar gibi…"

Yarın pazar, bu sabah kahvaltımızı balkonda ettik, bahçedeki limondan kopardığım limonu sıktım domates doğradığım kaba, çayımın içine de limon parçası attım.İçim limon yemiş ekşiliğinde ama yine de hayattan zevk almaya çalışıyorum. Aslında bir terslik yok sanırım ters olan benim  hayata...  :)

Salı, Kasım 23, 2010

bir sahile ulaştım kimse yok benden başka

İstanbuldayım. Şablonda değişiklik yaptım çünkü babam okuyamıyordu. Zemini açık renge, yazıyı koyu renge çevirdim ve ancak düzeldi. Günlerdir burdayım.Tatil yapıyoruz diyelim. Bugün Bakırköydeydim alışverişte, yarında bir terslik olmazsa Yeşilköy pazarına gideceğim. Ayrıntılar daha sonra. Yarın tüyap'ta fuar da var. Vakit bulursam oraya da gidebilirim. Uzunbey gidecek zaten.Tüyap annemlere çok yakın.Birde sahile yakınız ama ancak bir kere çıkabildik bayramda. Kalabalığız, günler keyifli geçiyor.
Perşembe erken yola çıkıp Fethiye'ye döneceğiz.Perşembe yollardayım.

Fotoğraf : Büyükçekmece sahili

 Şarkı: Jarnana  

Salı, Kasım 16, 2010

Adımı kalbine yazdım

Kurban Bayramınız Kutlu olsun :)  Fethiye'deyim. Geçen cuma günü bir son dakika gelişmesiyle Çağıl Antalya uçağına bilet bulabildi ve önce Antalya sonra da otobüsle Fethiye yaptı :)  Cumadan beri bayram yapıyoruz zaten burada.Hazırlandık, işlerimizi toparladık ve bir terslik olmazsa çarşamba sabahı İstanbul'a hareket edeceğiz hep beraber.Hem Çağıl'ı götüreceğiz hem de biz  tatil yapacağız.Uzun süredir beraber ilk defa gidebileceğiz,sanırım son gittiğimizde beş günlük bir tatil vardı.Çarşamba sabahı yollardayız, annemler bekliyor, bende İstanbul'u çok özledim.Uzunbey bana yolda dinlemek üzere mp3 hazırlamış, İstanbul şarkıları var içinde.Dün hem dinliyor hem de bana gösteriyor, dua et İstanbul'a gidiyoruz yoksa bunları dinlettirip beni ağlatmak mı istiyorsun dedim ona. Senin için kayıt ettim ben onları diye gönlümü aldı.
Çarşamba İstanbul yollarındayız , yayla yolu dediğimiz yoldan yani Afyon,Kütahya,İzmit güzergahından gidiyoruz.

Bu akşam nefis bir balık yemeğine davetliydik. Zehra'larla bayramı kutladık :) Gitmeseydik kesin kutlamaya devam edecektik ama  planları önceden yaptığımızdan dönüşte kutlamalara devam edeceğiz. Bu gece balıkları Zehra'nın eşi yaptı, fotoğrafını da çektim,dönüşte yazacağım.

Çağıl'la geceleri geç vakte kadar oturuyoruz.Bazen sabahlıyoruz da. Özlemişiz beraber tv seyredip oturmayı, sohbet edip , beraber zaman geçirmeyi. O okuldayken skype açtı bana, okuldan da her gece bilgisayardan sohbet ediyoruz, o görüntülü açıyor,benim kameram yoktu, şimdi bana da evdeki bilgisayarından ayarladı bir tane, bende görüntülü konuşabileceğim. Konuşurken bazen sataşıyorum ona sen kime benzedin bu saatte ayaktasın diye :P
Benim için iyi oldu, o ders çalışırken sık sık görüşebiliyoruz bu şekilde.

Fotoğraf benim bahçeden, ağacın adı Ağaç Gülü  tam balkonumun yanı,çamaşır asarken bu çiçeklerle güne başlıyorum.Bu ağacı çok seviyorum, Fethiye'de ilk defa gördüm ve  çelikten yetiştirdim.Şimdi 2. kata yaklaştı,ileride yanımıza bina yapılırsa bizi dip dibe olmaktan da kurtaracak çünkü bir perde gibi şu an çiçeklerle bizi sarmış durumda.

günün şarkısı : tarkan

Pazar, Kasım 14, 2010

Yalancı Yemekler Etkinliği


Jivago yazmış, ilk orada dikkatimi çekti. Yalancı yemekler etkinliği...  Bir dilim bir tutam bloğu yapıyormuş.Etkinlik konusu çok güzel. Genelde karşılaştığımız bir konu değil.Bende severim bu tarz çakma yemekleri,pratik olurlar.

Önce jivagoya sonra da bir dilim bir tutam bloğuna yazdım katılıyorum diye. 

Tarifi de çok kolay ve kısa.Ben canım sütlü tatlı istediğinde ve genelde her şömine başı gecesinde yaparım.İnsanlarda beğenerek yerler.

Yalancı Tavuk Göğsü
1 Kg süte 5 yemek kaşığı un 7 yemek kaşığı tozşeker konur ve koyulaşana kadar pişirilir.
Yarım paket margarin  ateşten aldıktan sonra tencerenin içine atılır, aynı zamanda damla sakızı paketinden 3 parça damla sakızı da atılır.Köpük köpük olana kadar mikserle çırpılıp buzdolabında soğutulup servis yapılır.
(Dikdörtgen cam, kenarları hafif  yüksek bir kapta soğutuyorum.)

Üstüne arzuya göre tarçın, portakal şekeri ve yahut reçel ile servis yapılır.
Afiyet olsun...
Daha tenceredeyken çırpıcıyla karıştırınca içinde topaklanma olmuyor.

Servis yaparken de kalabalık için kaşıkla, eğer misafir sayısı belliyse dondurma kaplarında servis yapıyorum. Görüntüye bakıp aldanmayın  mikserim bozuk olduğundan elle çırptım ve normalde köpük köpük olana kadar çırpmak gerekir.Püf noktası da budur.

Perşembe, Kasım 11, 2010

Her gün seni düşünür, her an seni yaşarım.





 Haftasonu Uzunbey bana yardımcı oldu fotoğraf işini çözdüm.Yeni bir blog açmayı bile düşündüğümü söyleyince olaya el attı.Google crome yüklemiş Çağıl, onu kullanırsan problemini çözersin deyip hem de. Yani benim günlerdir sıkıntı çektiğim olayı üç dakikada çözünce ona " sen benim kahramanım' sın " dedim :)) Sanırım hoşuna gitti, gülümsedi. Bilgisayarı işi olan herkes gibi bizlerin bilgisayar hikayeleri onların pek ciddiye aldıkları bir şey değil.Yani onlar bizler gibi bakmıyor olaya.. Bilgisayarı bu kadar ciddi kullanıp bizim olaylara  farklı bakmaları beni biraz etkilese de benim önemsediğimi bilmeleri bana yetiyor şimdilik.Bloğum benim için önemli,ruh sağlığımı  etkiliyor.Çünkü ben buraya yazdıkça mutlu oluyorum, eğer bu bağımlılıksa bağımlı olmaktan memnunum ama diyebilirim ki ben normal hayatta işimi, görevlerimi ve hayatın gereklerini elimden geldiğince yaptığımdan mutlu olduğum bir şeye saygı göstermelerini beklemek de en büyük hakkım.(Bu cümleyi bir kere de okuyun lütfen, uzun ve devrik cümlelerime bitiyorum yahu :))
O benim hayatım. Ona yazmadığımda  hayatımda eksiklik duyuyorum.Kendimi yalnız hissediyorum.Oysa kalabalıklar içindeyim ama burası başka.Başka bir Dünya'yla iletişimi sağlıyor  bana. Ona seslenmek,dokunmak,saçlarını okşamak gibi bir şey. Sessiz sevgilim o benim :)  Nerde başladı ne zaman bu boyuta geçti bilmiyorum. Çok da araştırmıyorum.Bu hali bana yetiyor.
-Burcu başlattı,onun yüzünden aslında-

Biz hafta sonunu yine hareketli  geçirdik. Cumartesi bana Zen Güzellik'in sahibi Selma Hanım ve Eşi, birde Gülderen geldi. Gece oturup sohbet ettik ve şarap içtik. Ertesi gün Zehra ve Derin ile buluşup Xanthos'a gezmeye gittik.Hem gezdik hem de fotoğraf çektik. Fevzi'lerde bizimleydi. 3 çocuk onlarda Derin'le Ares'te bizimleydi.Çok eğlendik diyebilirim kendi adıma.Güzeldi ve yorgun olarak döndük evimize ama orada bizi gezdiren Durmuş Amca 'yı unutmam mümkün değil.(soldaki foto) 35 senedir orada çalışıyormuş. Kitap gibi anlattı zaten bize. Hepimiz bayıldık anlattıklarına.Bizimle turladı bütün alanı da.Oradan çıkıp Saklıkente geçtik. Oturup dinlendik, bir şeyler yedik.



Xanthos'ta yeni kazılar yapılmış, çok güzel mozaikler çıkmış.Ben kendi fotoğraf makinemle sadece bir kaç yakın plan çektim oysa bürodan getirdiğimizle her yeri çektim ama hepsi diğer kartta olduğundan ancak bunları kullanabiliyorum.
En üstteki fotoğraf dağ menekşesi, Xanthos'u bloğu açtığım zaman yazdığım bir yazıtında çok gururlu insanlar olduklarını Perslerin eline geçmemek adına kölelik yerine ölümü seçtiklerini anlatan bir yazı yazmıştım.
Bunu kentin tarihinde iki kere yapıyorlar.Yani kadınlar ve çocukları öldürüp erkekler uçurumdan atlıyorlar. Benim dağ menekşelerini resimlediğim yerden yani, bir keresinde de kendilerini ve şehri yakıyorlar.Ben  o fotoğrafları çekerken çok komik bir şey oldu, orası bayağı yüksek bir yer, herkes gitti, ben çiçeklere hasta oldum. Beton platformdan aşağı inip en uca gittim,aşağısı uçurum, benimde yükseklik korkum var :)) Hatta bir yerden zıplayarak geçtim,bulunduğum yer ilerden gözükmüyor,hepsi bana bir bakıyorlar platformun üstündeyim,sonra bir dönüyorlar yokum :))  Herkes merakla bana doğru gelmeye başlıyor,Durmuş Amca kızmış hatta  nereye gitti diye,diğerleri ne düşündü bilmiyorum ama birden ben beton zeminden rambo gibi elimde makineyle çıktım karşılarına , Zehra fotoğrafımı çekti :))


Dağ çiğdemleri da sarı sarı salınıyordu,soğanlarından çıkarıp aldık hatta ben çıkaramadım da Durmuş Amca çıkardı benim için.Giderken de deli kız çiçekler için bir daha uçurumlara yaklaşma der gibi de bakıyordu :) Bence beni oradan uzaklaştırmak için o kadar uğraştı o soğanlar için.

  xantosYazının buraya kadar olan  bölümünü dün yazdım aslında ama bugün güzel bir şey oldu, bu kısımları oturup yeni yazıyorum.Saat 1.55.Onbir  kasım.Ben bugün saçımı boyatmaya, manikür ve pedikür yaptırmaya gittim kuaförüme. Kuaförüm Hisarönünde.Kuaförden çıkıp işe döndüm sonra da eve, yolda  arkadaşımla konuştum,beni simurglara benzetti :) 
Kısaca "Si-murg - otuz kuş" demekmiş.  Kuşların hükümdarını bulmaya  giderken yapılan yolculukta  30 kuş sadece yolu geçebilmiş ve anlamışlar ki,  aradıkları sultan kendileridir ve" gerçek yolculuk kendine yapılan yolculuktur."
Bu  mit benim çok hoşuma gitti :) Bayıldım. Belki okumuştum ,hatırlamadım ama tekrar duymak, simurg 'a benzetilmek güzel geldi.
Geçen gün yemediğimiz üzümlerden reçel yaptım, çok da güzel oldu. Karışık üzüm  kullandım, şeker ve üzüm o kadar. Görünüşüde kendi de güzel oldu,uzunbey beğendi.

 Zehra(Cafe derin) Mutfakta 1inci yi ziyarete gidiyordu, beni de çağırınca gittim.Daha doğrusu kahvaltıya çağırdılar,çünkü bir gün önce çok yorulmuştum ve sesim zor çıkıyordu,kıyamadılar bana :) Ares'te evdeydi, biz Ares'le dışarıda pozlar çekildik,onlar içeride blogların ayrıntılarıyla ilgili çalışıyorlardı.Birde Ozzy 'miz var, kendisi süper bir asistan blog konusunda :))
Bir yandan da blog buluşması yapmış olduk.



Kaktüsler,sukulentler,tohumları ve pergoleler...

Özgen'in yaptığı nefis poğaçalar ve yabanmersinli ve vişneli cheese cake


Okan Bayülgen geçen gece programda , bende hem izliyorum hem internete takılıyorum. tv de bir  prof. dr. (Kemal Sayar) ve internet konusunda uzmanlarla ahkam kesiyor,hatta bloglarda konuşuldu ama  internete karşı psikiyatris meslekten örnek veriyor, bir uzman arkadaşının başından geçen olay itiraf.com dan alıntı!  :)  Ya dr.un  arkadaşı itiraf.comdan ya da bizim prof  iyi bir itiraf.comcu .

Aslında size iç döküntülerimle ilgili yazacaktım ama artık uykusuzluktan göz kapaklarıma hükmedemiyorum, bu şekilde kafamı da toplayamadığımdan bu gecelik bu kadar deyip sizlere iyi geceler diyorum..
Tabii ki çok güzel bir şarkıyla. Bu şarkıyı annem ben geçen gece onu aradığımda ne seyrediyorsun diye sorduğunda aç 95. kanalı diye bana açtırdığı kanalda yakaladım.Uzun zamandır dinlememiştim,eski şarkıların güzelliğini unutmak mümkün mü..? Sesini açıp dinledim bütün gece.Hatta bugün Hisarönünden dönerken kendi kendime mırıldandım arabada.
Ben şarkıların ya eski hallerini ya da tsm formunda söylenişlerini sevdiğimden bazen çok zor buluyorum kayıtlarını.Bizim çocukluğumuzda söylenen hallerini seviyorum nedense..Bu da o şarkılardan biri oldu.

Çarşamba, Kasım 10, 2010

72 senede unutulmaz yaptıkların

Biz bugün yürüyüşteydik sirenler çaldığında. Çalışta hepimiz saygı duruşunda bulunduk, daha öncede nerede yaşasam etrafa mutlaka bakarım.Geçen yıllarda Fethiye'de arabanın içinden çıkıp selam duranları gördüm,göğsüm kabardı, şekilcilikse bu evet şekilciyim.
Her on kasım açarım tv kanallarını köşede Atatürk resmi olmayanı tüm yıl seyretmem.Millet seyrederse seyretsin, ben seyretmem.
Beni etkilemek için Atatürkçüyüm numarası çekmeye de gerek yoktur çünkü ben milletini ve vatanını sevmeyen birinin  zaten ona saygı duymadığını bilirim ama gerekirse yüzüne de çarparım davranışını. Sadece izlerim, saygı duymam.Kimsede ne yaparsa yapsın bunu anlamamı beklemesin.
Bağımsız olmayan ve başkasının himayesinde yaşayan bir millet olmamızı bekleyen herkes benim için  aynı kefededir.Bu Dünya'da ülkesi için ondan daha iyisini yapabilen olursa ancak bu şekilcilikten vazgeçerim.Yoksa gerisi ve derisi, hatta dirisi boş bu işlerin.

Atam, bence sen yine de rahat uyu..Bir noktaya geldiğinde bu millet her şeye dur demesini bilir bence de.

Cumartesi, Kasım 06, 2010

2 milyon istanbullu

3. köprü için 2 milyon ağaç kesilecekmiş. İstanbul’da üçüncü köprüye karşı "2 Milyon İstanbullu" kampanyasında ikinci eylem 6 Kasım Cumartesi günü  saat 20.00 de Galata Köprüsünde yapılıyor.

Haber 1

Haber 2
          
2 milyon İstanbullu İnternet sitesi 

Perşembe, Kasım 04, 2010

yunuslar özgürdür ...

Biz bugün bu  arkadaşlarımızla ( Patrick ve Lara Ellwood) Hisarönünden kurtarılan Yunuslar Tom ve Misha için maratondaydık.Onlar koştu,biz destekledik :))
Sabah  beşte kalkıp Hisarönünde başlayan koşu için start noktasına gittik. Koşuya Ölüdeniz belediye başkanı Keramettin Yılmaz tarafından saat 6.00  da start  verildi, öğleden sonra saat 15.00 te  Dalaman Havalimanında son buldu. Arada Dalaman Belediye Başkanı da makamında onları ve bizleri ağırladı.Dört araba yanlarında eşlik ettik ve tam olarak 61 km koştular. Sekiz saat onlara eskortluk yaptık yani.Tüm gün fotoğraflarını çektik ama gelgelelim benim fotoğraf sorunum yüzünden yazımı tam olarak yazamadım.Gazete haberlerini linkte vermeye çalışacağım. O kadar yorgun ama bir o kadar da mutluyum.Koştukları süre içerisinde  web sitesinde yayınlanan banka hesap numaralarından hem yunuslara hem de kanser hastaları için destek topladılar.Aynı zamanda da sağlıklı yaşam için sigaraya hayır mesajları verdiler. Onlarla gurur duydum.

http://www2.dha.com.tr/ingiliz-cift-yunuslar-icin-kosacak--haber_121757.html        

http://www.fethiyehaberler.com/haber/1150/sigaraya-tepki-ve-yunuslar-icin-kosuyorlar-.html

http://www.haberler.com/fethiye-ingiliz-cift-evlilik-yildonumlerinde-2351710-haberi/   

Çarşamba, Kasım 03, 2010

Başıma gelenler hep senin yüzünden

  • Bugün güzel bir şey oldu :) Uzun zamandır yaşadığım keyifsizlik son buldu.
  • Bu kolay olmadı ama oldu.
  • Hayat bana gülen yüzünü göstermek için biraz bekledi.
  • Aslında yazacak çok şey var ama ben yine istediğim fotoğrafları bir türlü yükleyemedim.
  • Ares Çalışta çok mutlu.

Cadılar Bayramında  Ares ve arkadaşlarımızla Çalışta scarlett bara gittik.Animal aid charity diye Çalış Karnaval Grubunun alt grubu olan ve hayvanlara destek amaçlı kurulmuş olan bir yardım grubumuz var.Organizasyonu onlar yapmış,bizde gittik Zehralarla beraber.Solda yine bizim arkadaşlarımızın kızı Azrasu var, aşağıda günün masasında oturan cadılar.

Derin bizi korkuturken yakaladım ama son ses çığlıklar arasında daha sonra sahile gezmeye gittik.

 
Ares evde dinlenirken..
Yarın 2. el pazarı var Fethiyede.Mavikuşları  ben taşıyacağım, sabahtan gidip Fatoş ve arkadaşlarla pazara çıkacağız yani.

Mutfakta birinci,  yeni bir ikram denemiş.Adını da Asortik Krep koymuş. Buradan teşekkür etmek isterim.Gördüğüm en güzel ve en asortik krepler onlardı.

Ashley 'nin başına gelenlere de çok üzüldüm.Yapılan davranış bir yana, hala da düzeltilmemeye çalışılması  ve bir öğrencinin okul için yatırdığı paraların böyle heba olması çok kötü.Ayrıca Ashley'e kötü davranan MACARİSTAN BÜYÜKELÇİLİĞİ personelini de buradan kınıyorum.Lütfen sizde bir göz atın.
Günün şarkısı Göksel'den..
Posted by Picasa