Perşembe, Kasım 11, 2010

Her gün seni düşünür, her an seni yaşarım.





 Haftasonu Uzunbey bana yardımcı oldu fotoğraf işini çözdüm.Yeni bir blog açmayı bile düşündüğümü söyleyince olaya el attı.Google crome yüklemiş Çağıl, onu kullanırsan problemini çözersin deyip hem de. Yani benim günlerdir sıkıntı çektiğim olayı üç dakikada çözünce ona " sen benim kahramanım' sın " dedim :)) Sanırım hoşuna gitti, gülümsedi. Bilgisayarı işi olan herkes gibi bizlerin bilgisayar hikayeleri onların pek ciddiye aldıkları bir şey değil.Yani onlar bizler gibi bakmıyor olaya.. Bilgisayarı bu kadar ciddi kullanıp bizim olaylara  farklı bakmaları beni biraz etkilese de benim önemsediğimi bilmeleri bana yetiyor şimdilik.Bloğum benim için önemli,ruh sağlığımı  etkiliyor.Çünkü ben buraya yazdıkça mutlu oluyorum, eğer bu bağımlılıksa bağımlı olmaktan memnunum ama diyebilirim ki ben normal hayatta işimi, görevlerimi ve hayatın gereklerini elimden geldiğince yaptığımdan mutlu olduğum bir şeye saygı göstermelerini beklemek de en büyük hakkım.(Bu cümleyi bir kere de okuyun lütfen, uzun ve devrik cümlelerime bitiyorum yahu :))
O benim hayatım. Ona yazmadığımda  hayatımda eksiklik duyuyorum.Kendimi yalnız hissediyorum.Oysa kalabalıklar içindeyim ama burası başka.Başka bir Dünya'yla iletişimi sağlıyor  bana. Ona seslenmek,dokunmak,saçlarını okşamak gibi bir şey. Sessiz sevgilim o benim :)  Nerde başladı ne zaman bu boyuta geçti bilmiyorum. Çok da araştırmıyorum.Bu hali bana yetiyor.
-Burcu başlattı,onun yüzünden aslında-

Biz hafta sonunu yine hareketli  geçirdik. Cumartesi bana Zen Güzellik'in sahibi Selma Hanım ve Eşi, birde Gülderen geldi. Gece oturup sohbet ettik ve şarap içtik. Ertesi gün Zehra ve Derin ile buluşup Xanthos'a gezmeye gittik.Hem gezdik hem de fotoğraf çektik. Fevzi'lerde bizimleydi. 3 çocuk onlarda Derin'le Ares'te bizimleydi.Çok eğlendik diyebilirim kendi adıma.Güzeldi ve yorgun olarak döndük evimize ama orada bizi gezdiren Durmuş Amca 'yı unutmam mümkün değil.(soldaki foto) 35 senedir orada çalışıyormuş. Kitap gibi anlattı zaten bize. Hepimiz bayıldık anlattıklarına.Bizimle turladı bütün alanı da.Oradan çıkıp Saklıkente geçtik. Oturup dinlendik, bir şeyler yedik.



Xanthos'ta yeni kazılar yapılmış, çok güzel mozaikler çıkmış.Ben kendi fotoğraf makinemle sadece bir kaç yakın plan çektim oysa bürodan getirdiğimizle her yeri çektim ama hepsi diğer kartta olduğundan ancak bunları kullanabiliyorum.
En üstteki fotoğraf dağ menekşesi, Xanthos'u bloğu açtığım zaman yazdığım bir yazıtında çok gururlu insanlar olduklarını Perslerin eline geçmemek adına kölelik yerine ölümü seçtiklerini anlatan bir yazı yazmıştım.
Bunu kentin tarihinde iki kere yapıyorlar.Yani kadınlar ve çocukları öldürüp erkekler uçurumdan atlıyorlar. Benim dağ menekşelerini resimlediğim yerden yani, bir keresinde de kendilerini ve şehri yakıyorlar.Ben  o fotoğrafları çekerken çok komik bir şey oldu, orası bayağı yüksek bir yer, herkes gitti, ben çiçeklere hasta oldum. Beton platformdan aşağı inip en uca gittim,aşağısı uçurum, benimde yükseklik korkum var :)) Hatta bir yerden zıplayarak geçtim,bulunduğum yer ilerden gözükmüyor,hepsi bana bir bakıyorlar platformun üstündeyim,sonra bir dönüyorlar yokum :))  Herkes merakla bana doğru gelmeye başlıyor,Durmuş Amca kızmış hatta  nereye gitti diye,diğerleri ne düşündü bilmiyorum ama birden ben beton zeminden rambo gibi elimde makineyle çıktım karşılarına , Zehra fotoğrafımı çekti :))


Dağ çiğdemleri da sarı sarı salınıyordu,soğanlarından çıkarıp aldık hatta ben çıkaramadım da Durmuş Amca çıkardı benim için.Giderken de deli kız çiçekler için bir daha uçurumlara yaklaşma der gibi de bakıyordu :) Bence beni oradan uzaklaştırmak için o kadar uğraştı o soğanlar için.

  xantosYazının buraya kadar olan  bölümünü dün yazdım aslında ama bugün güzel bir şey oldu, bu kısımları oturup yeni yazıyorum.Saat 1.55.Onbir  kasım.Ben bugün saçımı boyatmaya, manikür ve pedikür yaptırmaya gittim kuaförüme. Kuaförüm Hisarönünde.Kuaförden çıkıp işe döndüm sonra da eve, yolda  arkadaşımla konuştum,beni simurglara benzetti :) 
Kısaca "Si-murg - otuz kuş" demekmiş.  Kuşların hükümdarını bulmaya  giderken yapılan yolculukta  30 kuş sadece yolu geçebilmiş ve anlamışlar ki,  aradıkları sultan kendileridir ve" gerçek yolculuk kendine yapılan yolculuktur."
Bu  mit benim çok hoşuma gitti :) Bayıldım. Belki okumuştum ,hatırlamadım ama tekrar duymak, simurg 'a benzetilmek güzel geldi.
Geçen gün yemediğimiz üzümlerden reçel yaptım, çok da güzel oldu. Karışık üzüm  kullandım, şeker ve üzüm o kadar. Görünüşüde kendi de güzel oldu,uzunbey beğendi.

 Zehra(Cafe derin) Mutfakta 1inci yi ziyarete gidiyordu, beni de çağırınca gittim.Daha doğrusu kahvaltıya çağırdılar,çünkü bir gün önce çok yorulmuştum ve sesim zor çıkıyordu,kıyamadılar bana :) Ares'te evdeydi, biz Ares'le dışarıda pozlar çekildik,onlar içeride blogların ayrıntılarıyla ilgili çalışıyorlardı.Birde Ozzy 'miz var, kendisi süper bir asistan blog konusunda :))
Bir yandan da blog buluşması yapmış olduk.



Kaktüsler,sukulentler,tohumları ve pergoleler...

Özgen'in yaptığı nefis poğaçalar ve yabanmersinli ve vişneli cheese cake


Okan Bayülgen geçen gece programda , bende hem izliyorum hem internete takılıyorum. tv de bir  prof. dr. (Kemal Sayar) ve internet konusunda uzmanlarla ahkam kesiyor,hatta bloglarda konuşuldu ama  internete karşı psikiyatris meslekten örnek veriyor, bir uzman arkadaşının başından geçen olay itiraf.com dan alıntı!  :)  Ya dr.un  arkadaşı itiraf.comdan ya da bizim prof  iyi bir itiraf.comcu .

Aslında size iç döküntülerimle ilgili yazacaktım ama artık uykusuzluktan göz kapaklarıma hükmedemiyorum, bu şekilde kafamı da toplayamadığımdan bu gecelik bu kadar deyip sizlere iyi geceler diyorum..
Tabii ki çok güzel bir şarkıyla. Bu şarkıyı annem ben geçen gece onu aradığımda ne seyrediyorsun diye sorduğunda aç 95. kanalı diye bana açtırdığı kanalda yakaladım.Uzun zamandır dinlememiştim,eski şarkıların güzelliğini unutmak mümkün mü..? Sesini açıp dinledim bütün gece.Hatta bugün Hisarönünden dönerken kendi kendime mırıldandım arabada.
Ben şarkıların ya eski hallerini ya da tsm formunda söylenişlerini sevdiğimden bazen çok zor buluyorum kayıtlarını.Bizim çocukluğumuzda söylenen hallerini seviyorum nedense..Bu da o şarkılardan biri oldu.

Çarşamba, Kasım 10, 2010

72 senede unutulmaz yaptıkların

Biz bugün yürüyüşteydik sirenler çaldığında. Çalışta hepimiz saygı duruşunda bulunduk, daha öncede nerede yaşasam etrafa mutlaka bakarım.Geçen yıllarda Fethiye'de arabanın içinden çıkıp selam duranları gördüm,göğsüm kabardı, şekilcilikse bu evet şekilciyim.
Her on kasım açarım tv kanallarını köşede Atatürk resmi olmayanı tüm yıl seyretmem.Millet seyrederse seyretsin, ben seyretmem.
Beni etkilemek için Atatürkçüyüm numarası çekmeye de gerek yoktur çünkü ben milletini ve vatanını sevmeyen birinin  zaten ona saygı duymadığını bilirim ama gerekirse yüzüne de çarparım davranışını. Sadece izlerim, saygı duymam.Kimsede ne yaparsa yapsın bunu anlamamı beklemesin.
Bağımsız olmayan ve başkasının himayesinde yaşayan bir millet olmamızı bekleyen herkes benim için  aynı kefededir.Bu Dünya'da ülkesi için ondan daha iyisini yapabilen olursa ancak bu şekilcilikten vazgeçerim.Yoksa gerisi ve derisi, hatta dirisi boş bu işlerin.

Atam, bence sen yine de rahat uyu..Bir noktaya geldiğinde bu millet her şeye dur demesini bilir bence de.

Cumartesi, Kasım 06, 2010

2 milyon istanbullu

3. köprü için 2 milyon ağaç kesilecekmiş. İstanbul’da üçüncü köprüye karşı "2 Milyon İstanbullu" kampanyasında ikinci eylem 6 Kasım Cumartesi günü  saat 20.00 de Galata Köprüsünde yapılıyor.

Haber 1

Haber 2
          
2 milyon İstanbullu İnternet sitesi 

Perşembe, Kasım 04, 2010

yunuslar özgürdür ...

Biz bugün bu  arkadaşlarımızla ( Patrick ve Lara Ellwood) Hisarönünden kurtarılan Yunuslar Tom ve Misha için maratondaydık.Onlar koştu,biz destekledik :))
Sabah  beşte kalkıp Hisarönünde başlayan koşu için start noktasına gittik. Koşuya Ölüdeniz belediye başkanı Keramettin Yılmaz tarafından saat 6.00  da start  verildi, öğleden sonra saat 15.00 te  Dalaman Havalimanında son buldu. Arada Dalaman Belediye Başkanı da makamında onları ve bizleri ağırladı.Dört araba yanlarında eşlik ettik ve tam olarak 61 km koştular. Sekiz saat onlara eskortluk yaptık yani.Tüm gün fotoğraflarını çektik ama gelgelelim benim fotoğraf sorunum yüzünden yazımı tam olarak yazamadım.Gazete haberlerini linkte vermeye çalışacağım. O kadar yorgun ama bir o kadar da mutluyum.Koştukları süre içerisinde  web sitesinde yayınlanan banka hesap numaralarından hem yunuslara hem de kanser hastaları için destek topladılar.Aynı zamanda da sağlıklı yaşam için sigaraya hayır mesajları verdiler. Onlarla gurur duydum.

http://www2.dha.com.tr/ingiliz-cift-yunuslar-icin-kosacak--haber_121757.html        

http://www.fethiyehaberler.com/haber/1150/sigaraya-tepki-ve-yunuslar-icin-kosuyorlar-.html

http://www.haberler.com/fethiye-ingiliz-cift-evlilik-yildonumlerinde-2351710-haberi/   

Çarşamba, Kasım 03, 2010

Başıma gelenler hep senin yüzünden

  • Bugün güzel bir şey oldu :) Uzun zamandır yaşadığım keyifsizlik son buldu.
  • Bu kolay olmadı ama oldu.
  • Hayat bana gülen yüzünü göstermek için biraz bekledi.
  • Aslında yazacak çok şey var ama ben yine istediğim fotoğrafları bir türlü yükleyemedim.
  • Ares Çalışta çok mutlu.

Cadılar Bayramında  Ares ve arkadaşlarımızla Çalışta scarlett bara gittik.Animal aid charity diye Çalış Karnaval Grubunun alt grubu olan ve hayvanlara destek amaçlı kurulmuş olan bir yardım grubumuz var.Organizasyonu onlar yapmış,bizde gittik Zehralarla beraber.Solda yine bizim arkadaşlarımızın kızı Azrasu var, aşağıda günün masasında oturan cadılar.

Derin bizi korkuturken yakaladım ama son ses çığlıklar arasında daha sonra sahile gezmeye gittik.

 
Ares evde dinlenirken..
Yarın 2. el pazarı var Fethiyede.Mavikuşları  ben taşıyacağım, sabahtan gidip Fatoş ve arkadaşlarla pazara çıkacağız yani.

Mutfakta birinci,  yeni bir ikram denemiş.Adını da Asortik Krep koymuş. Buradan teşekkür etmek isterim.Gördüğüm en güzel ve en asortik krepler onlardı.

Ashley 'nin başına gelenlere de çok üzüldüm.Yapılan davranış bir yana, hala da düzeltilmemeye çalışılması  ve bir öğrencinin okul için yatırdığı paraların böyle heba olması çok kötü.Ayrıca Ashley'e kötü davranan MACARİSTAN BÜYÜKELÇİLİĞİ personelini de buradan kınıyorum.Lütfen sizde bir göz atın.
Günün şarkısı Göksel'den..
Posted by Picasa

Cuma, Ekim 29, 2010

Cumhuriyet Cumhuriyet olalı böyle şey görmemiştir...

Kutlama mı..? Bilmiyorum artık boşlukları siz doldurun.

Bugün CHP Fethiye Kadın Kollarının kermesi vardı belediyenin arkasında. Ben üye değilim ama gidip referandum çalışmalarında çalıştım.Çünkü yakın arkadaşlarım var. Bazı insanlar bunları söylemekten ve yazmaktan çekiniyor olabilirler bloglarda.Ben çekinmiyorum.Niye çekineyim ki.Neye inanıyorsam onu yaşıyorum.Kendime başkaları için çeki düzen veremem.Bu sadece bana değil,cumhuriyet kadınlarına yakışmaz da onun için. Sayaçta bazen i.p numaralarını görmediğim bilgisayar girişleri buluyorum.Yasak ya da vatana millete sakıncalı bir şeyler yapmıyorum ki yapanlar çekinsin, her gün gözleseler ne görecekler,kadınsal izlenimler :)) Bence beni okumak keyifli bile olabilir  bazen, genelde  de ilginç.Beğendiği için okuyor olabileceğini düşünüyorum, ne düşünebilirim ki başka. Çok rahatsız olursam gidip savcılığa veririm baksınlar.Belki de sapıktır : P 
Sabahtan Uzunbey,ben ve Ares Kayaköye yürüyüşe gittik,hava çok güzel, dün berbattı ama öğleden sonra açtığında yine yürüyüşe gittik. Neyse bu sabah yürüyüşten sonra bende kermese gittim.Çoğu arkadaşım oradaydı. Mavikuşlarda vardı,oturduk sohbet ettik.Döndüğümde Uzunbey beni eve bıraktı,  oturdum blog yazıyorum. Aslında bugün iş için Antalya da olacaktım ama randevumuz iptal olunca gitmedik.
Bu gece Kaleparkta  CHP'nin Cumhuriyet Balosu var.
Ben hala blogda fotoğraflar konusunda bir ilerleme kaydedemedim.Bu yüzden canım yazmak istemiyor,o kadar çok şey yazmadım ki zaten nerden başlayacağım onu da bilmiyorum. Keyfim yok, nedeni benle hayat arasında.
Bugün nostaljik takılıyoruz.Günün şarkısı

Cumhuriyet Bayramımız kutlu olsun.

Pazartesi, Ekim 25, 2010

Mavi Kuş Kargo 25 / Aynur Can

Dünkü yazı  gecenin üçünde mesaj çeken Çağıl dahil biraz arkadaşlarımı ve etrafımı merak ettirsede sanırım bu aralar hayatı sorgulamalar aşamasında gidiyorum. Dışarıda bu yüzümün az görülmesinden dolayıdır ki yazımı okuyup beni dışarıda görünce yazının izlerini arayanları biraz hayal kırıklığına uğratsada iyiyim,iyi olmaya çalışıyorum. Yani burada yazanlar aramızda ,dışarıda benden buraların özetini istemeyin,hatta yazımı okuduğunuzu belli edecek gözünüzdeki sorgulamalardan da sakının.Herzaman yazıyorum ,buradakiler aramızda. Çalışırken, görevliyken, işimi yaparken, gezerken buranın izleri yok, deşifre olmamaya çalışıyorum. Zaten çoğunlukla herkesi tanıyorum, birde nasıl hissettiğimin özetini yapamam hayatımda. Hoş blogda  ben ya hayattan bir adım önde ya da bir adım geride olduğumdan zamanlamayı tutturmanız pek olası değil.Ben bile zamanlamayı doğru tutturamadığımdan buna yardımcı da olamam. Deşifre olmam çok da sorun değil ama herkese ayrı ayrı dert anlatmak zor geliyor. Burada yazıyorum,orada konuşuyorum.İkisi ayrı şey :)  İki ayrı dünyam var, her ikisinden de ayrı keyif alıyorum. Onun için burdakiler burada kalsın lütfen.

Şimdi gelelim mavikuş kargomuza. Sevgili Aynur Can, bloğunuz varsa,arzu ederseniz blog adını yayımlayabilirim ama bana ulaşan böyle bir bilgi bulamadım.
Gönderdikleriniz için teşekkür ederiz, herzamanki gibi kargonuz kullanıldı ,  elinize sağlık...

Hırkalar nefisti,söyleyeyim.. Elleriniz dert görmesin. Modelleri de örnek olsun diye daha net görüntülemeye çalıştım.Çok teşekkür ederiz.
Gecikme için tekrar özür dilerim, ama benim için bunlar zaman açısından  zor olsa da çok keyif aldığımı yazmadan geçemeyeceğim.
Örnekleri ve renkleri de çok beğendik :)
Yurtiçi kargoya da yine desteği için teşekkür ederiz.Kargoları teslim ederken bir kaç şubede pek sevecen şekilde davranmamışlarsa da biz Fethiye Yurtiçi Kargo şubesine mavikuş örgü destek hareketindeki desteğinden dolayı minnettarız. Özel olarak sıkıntı çekilen bir şube  varsa yurtiçi kargoya bildirmekten çekinmeyeceğimi de burada yazmak isterim.Lütfen kargolarınızı gönderirken sorun yaşadığınız şubeyi yazın, proje  sonuç yazısına eklemeyi düşünüyorum.
% 30 luk indirim yapılmayan kargolar oldu mu mesela..?
Ya da paylaşmak istediğiniz diğer kısımları yazabilirsiniz.
Herkese emeğinden dolayı tekrar teşekkürler.Yeni kargolarda görüşmek üzere...


Cumartesi, Ekim 23, 2010

iç döküntülerim

Ben fazla küfür etmem,(trafik hariç) küfürlü konuşmam,yazmam.Bazılarına yakıştırırım o ayrı. Ama içimden okkalı bir küfür savurmak geldi hayata. Son zamanlarda yapmak istediğim bir şeyi yapamadığımdan,ulaşamadığımdan işte. İnatçı ve asi yapım izin vermiyor bana ,ben istemeden ,kontrolsüz bir biçimde hayata boyun eğmeyi. Yapmak istediğimi yapamayınca da böyle kuduruyorum içimden ama benim için kalbimi ağrıtacak kadar yüksek volümden. Bana zarar veriyor ama vazgeçmem zor.Ancak ben istediğimde bitmeli ,ancak ben izin vermeliyim hayata.O beni yönetmemeli. En kısa yazdığım yazılardan biri bu oldu sanırım.Bu ne şimdi bir dünkü yazıya bak birde bugünküne derseniz hayat bu. Bende yazmadan rahatlayamayacağım diye yazıyorum. Hoş problemi çözmüyor ama en azından birilerine söylemem gerekiyordu içimdeki  isyanı.

Bunun bir ilacı var mı..?

Cuma, Ekim 22, 2010

clematis aşkına

Artık 06 plakalı kırmızı bir arabam var. Ankara'ya gidemedim ama Ankaradan araba aldım :) Bir internet sitesinden anlaştığımız biriyle arabaları takas yaptık. Dün akşam atlayıp geldiler,Ankara ne kadar da yakınmış, bugün noterdeydik. 06' lı arabayla eve döndüm.İşin ilginç yanı sabah beklediğimiz misafirler, akşam geç vakit gelmişler, bizim mahalleye yakın bir apartta  kalmışlar bütün gece. Sabah arayınca buluşalım biz burdayız dediler. Birde baktım ki bu ay İstanbuldan gelen misafir blogcumuz Zeynep Hanım 'la aynı aparttalar.Daha önce küçük bir ziyarette tanışmıştık Zeynep Hanımla.Biz hem arabaları kontrol ettik hem de ben Zeynep Hanım'ı aradım o da yanımıza geldi,sohbet ettik. Sonra izin isteyip ayrıldık yanından.Bütün gün nerdeyse işlemlerle uğraştık noterde.Dünya küçük, Fethiye daha da küçük :)

Fotoğraf o çok sevdiğim ve özlediğim clematislerden... Müzikte en sevdiklerimden... Andre Rieu (Bu müziği kimseyle paylaşmamıştım daha önce.Genelde çok  dinlerim.)
Not : 1-Clematisin Türkçe  adını hatırlayamadım.
         2-Saçımı biraz kısalttım geçen hafta. Güzel olmadı ama zaten güzel olsun istememiştim,biraz kısa olsun istemiştim, kırıkları gitti.
         3-Yarın Çalış Karnavalının ekim ayı 2. el pazarı (car boot sale) var. Ben sadece fotoğraf için gideceğim.

Perşembe, Ekim 21, 2010

o işte..

 
KENDİ OLARAK SANA GELEN




Kendi olarak, sana gelen-

sana gereksinimi olmadan, seni isteyen-

sensiz de olabilecekken, senin ile olmayı seçen-

kendi olmasını, seninle olmaya bağlayan- -

O, işte...


Oruç ARUOBA
 
 
Bir süredir yazmak isteyipte bloğu açıp seyrettim.Önce Çağıl geldi, sonra da yatılı misafirlerim.Onların arkasından dinlenmeye fırsat kalmadan çalıştık. Tam haftasonu hasta olmak üzereydim ki haplarla ayağa kalkıp misafirlerle ilgilendim,kendimi bırakmadım ama sarsıldım tabii ki.

Blogda fotoğraflarla ilgili sorun yaşadım,geçti mi ..? Bilmiyorum. Çağıl geldiğimde bakarım demişti ama fırsatımız olmadı. Kendi kendime çözüm üretmem gerekli,ona danışırım tabii de kendi başımın çaresine bakmam lazım.Cep telefonumda kırılmıştı hatırlarsanız,hani o sevdiğim, arayınca üstünde numara gösteren.Melodisinde eski Türk filmi müziği gibi şarkı olan.O şarkı yerine kendime ringa müziği ekledim.Diğerini bulamadım mesela. Olmadı ama idare ediyorum şimdilik.Zaten keyfimde eskisi gibi değil.

Havalar erken bozdu, bir gün tişörtle bir gün montla gezmek mümkün. Canım yazmak istemiyor,fotoğraf sorunumu halletmeden de yazamam çünkü nefis fotoğraflar çektim :) Bir arkadaşımdan haber bekliyorum,haber alırsam ve belki biraz konuşursak keyfim de yerine gelir,o zaman yazarım.
 
Adagio- Lara Fabian   sözleri

Not: Fethiye'de  yemek blogçuları iki oldu.Cafe Derin ve Mutfakta1inci  :)  En kısa zamanda blog toplantımızı yaparız artık.

Cuma, Ekim 15, 2010

Çağıl.. 18 yaşında.

Bugün benim doğurma günüm ,Çağıl'ın doğum günü yani. Sabah 10.30 da mesaj çektim.Doğduğu saatte. Dersteydi,dersi bitince aradı ,hani benim yazım diye :) Oysa ben bu yazıyı o akşamüstü görsün istiyordum,sebebini daha sonra yazacağım.

Onsuz geçen günlere alışmaya çalışıyoruz, bunları çok yazmak istemiyorum,onsuz hayat geçiyor ama tatsız. Keyfim yok, kimse bana herkesinki uzakta yaşıyor,allah başka şeyler göstermesin diye yazmasın,bunları ben sizden çok daha farkında bir şekilde yaşıyorum.Kızmayında böyle söylüyorum diye.Sadece okuyun ve paylaşın.İnsanlarla ilişkim yazdıklarımdan daha yoğun, en çok bunları yaşayan insanlardan biriyim. Sosyal gönüllülüklerde olsun ya da işimde bunları sık görüyorum zaten. Allaha şükrediyorum bana güzel ve sağlıklı bir evlat verdiği için,  bu duyguları aman da aman şeklinde de yaşayamam.Herhalde ileride alışırım. Şu an değil.Hersabah yanında olmak isterdim duygusuyla uyanıp uzakta yaşamamız gerektiğini kabullenmek benim gibi asi ve inatçı yapıda biri için oldukça zor aslında.Sanırım kabul edemediğim de bu ama iş sebebiyle gidebilecek bir durumda değilim.En azından gitmek isterdim sadece bunu yazayım da içimdekilerin başkalarından biraz daha farklı bir şey olabileceğini anlayın. Yani istediğim zaman gidemediğimden belki bu tavrım.Herşeyde olduğu gibi kendim hazır olduğumda alışacağım. Yazıyorum, çünkü bir yerlerde paylaşmam gerek. Babası da henüz alışmış değil zaten.Bazen paylaşıyoruz bazen de sus lütfen zaten zor geliyor diye susturuyorum.

Biraz değişiklik yaptım hayatımda :)  Yeni bir şeyler aldım.Bu biraz sıkılmış ruhuma iyi geldi. Biraz sadeleşmeye çalıştım.Bu benim için büyük bir adım.Yeni artıları olursa ki bekliyorum olmasını sizlerle paylaşabilirim.

Bu bir doğumgünü yazısı olmadı farkındayım ama onu çok özledim.
Arada çok kötü yağmur yağıyor ve birden hava açıyor. Arada onu düşünüyorum. Güzel bir İstanbul sabahında Merter' e doğru yola çıktığımda heyecan içindeydim.Babası ve halası yanımdaydı.Hepimiz tecrübesizdik ve merter vatan hastanesindeki doktor doğum başlamış dediğinde babasıyla halası doğuma gireceğime inanmamışlardı :)) Hoplaya zıplaya merdivenlerden çıkıp doğumhaneye gittim.Hemşire merdivenlerde biraz yavaş çıkarmısın diye beni uyardı :) Ben dokuzda girdiğim hastanede 10. 30 da bir bebek sahibi olmuş lohusa bir kadındım :)  Tüm o zor olaylar 1. 5 saatte cereyan etti ve normal doğumla 4.100 gr. 52 cm boyunda o zamana -ve bu zamana göre de- iri bir bebek sayılabilecek Çağıl dünyaya geldi.Bazen diyorum ki  biz o zamanlar Bahçelievler  Haznedar'da oturuyorduk. O Merter'de doğdu. Ben  Bakırköy'de evlendim. O şimdi Ataköy'de okuyor.Şirinevlerde kalıyor. Belli bir eksende hayat devam ediyor. Gelecek ona daha da güzel günler getirsin diliyorum. En güzel günler onun olsun.O hep mutlu olsun. Onun gözlerindeki ışıltı hiç sönmesin. Allah yolunu herzaman açık etsin.

O giderken valizine bir manifesto yazdım. Bulmuş,okumuş.Bunu hem uzağa gittiği için hem de artık onsekiz yaşına girmek üzere olduğu için yazdım. Hayat hep ona çizebildiğimiz oranda ilerlese keşke.. Yoldan sapmalar  olsa da kendi yolunu güzel ve emin bir şekilde bulabileceğini biliyorum. Onun yaşında bazı şeylerin farkında olmasını da bir şans olarak görüyorum.Ona güveniyorum. Beni herzaman çok mutlu eden oğluma hayatı boyunca  etrafında sevdiği ve onu seven insanlarla dolu ,sağlıklı ve güzel, istediği gibi bir yaşam diliyorum.
SENİ SEVİYORUM...

Bu yazımın 1. bölümü , gece 2. bir bölüm ekleyeceğim...

2. bölüm :  Çağıl bu gece uçakla istanbuldan geldi :))  Dalaman dan biz karşıladık. Pazartesi sabahı gidecek. Zehra nefis bir sünger bob pastası yaptı, yedik hep beraber. Tadı nefisti, keyfimiz  yerinde.
12.00   suları..

Pazartesi, Ekim 11, 2010

aşk..

"Aşkın bu dünyadan olmayan bir zamanda, bütün ruhların toplandığı mekanda, ruhun sözleştiği ve seviştiği tanışını bu dünyada hatırlaması olduğunu anlattı. Ama dedi biri hesapta ruhun tanışını bu dünyada hiç bulamaması ona rastlayamaması var. Diğeri buldum zannedip de yanılmak var diye ekledi. Bulup da tanıyamamak var dedi biri. Ve ki bulup da onun tarafından hatırlanmamak var diye tamamladı diğeri.."

 (Cam ırmağı taş gemi ) Nazan Bekiroğlu  yazmış.

Gördüğüm en güzel aşk tanımlarından biriydi bu cümleler ve bu güzel blogda yorumlarda rastladım.
İki gündür yerli yabancı bir sürü şarkı aradım bu paragrafa, kimi içime sinmedi kimi tam yansıtmadı. Klasik müzikten pop müziğe kadar bir sürü parça dinledim ama en çok bu parçayı yakıştırdım nedense. Belki de Çağıl çok sevdiği içindir ya da ben çocukken çok dinlediğim için bu halini  ama her şekilde de kulağıma çok hoş geldi.
Ben böyle sevdim.

Not: Beş sene oldu aynı şablonla, biraz değişiklik olsun dedim..Kasımda altıncı seneye adım atıyoruz blogda.

Perşembe, Ekim 07, 2010

Mavi Kuş Kargo 24 / Seda'ca

Bu kargo geldiğinde şaşırdım. Nedeni benim tanıdığım birinden geldi zannettim. Sonra tamamen rastlantı üzeri yollandığını görünce anladım ki tanışmıyormuşuz ama tanışma imkanımız çok mümkün,hatta gidince arayacağım,bu sefer tanışacağım :)) Seda'ca  bana sürpriz yaptı, hiç beklemediğim yerden girdi olaya :)) Ayrıntıları tanıştıktan sonra anlatacağım. Neyi ne kadar söylemem gerektiğini şu an kestiremiyorum.
Bu paticikler tarafımdan tek tek sevildi :)
mor kedili yelek
beyaz bulutlu yelek
mavi patik
mavi yelek

Bunları tek tek yayımlarken, kargoları açtığım günler aklıma geliyor, ne hareket ne hareket... Nasıl yetişmişim o kadar işe bilmiyorum. Şimdi üzerimde bir ağırlık,yoğun değilim ama bir koşturma hali her zamanki gibi var yine.

Berceste güzel bir olay yazmış paylaşmak istediğim.. Fikir sahibi Damaklar tarafından organize edilen. İstanbulda olsaydım kesin destek verirdim.

Bugün ilk defa Göcek'te de 2. el (car boot sale) satış başladı.Sahil kenarında yapılıyormuş, bir konuğum vardı bana uğramasını beklediğim bu yüzden gitmedim.

Dün pazarda çok yoruldum, bugün hava ilk defa kapalı sayılır,sıcak ama ara ara yağmur çiseliyor. Evde temizlik var, ben büroda oturuyorum.

Bu sene şimdilik hiçbirşeyden keyif almıyorum, herşeyi bırakıp gidesim var.Bu duygu bana uzak ama hiç yaşanmamışta değil. İki uç nokta arasında dolanıp duruyorum günlerdir. İçimden bahar fışkıran günleri özledim.Gelecek aylarla ilgili bir planımız var Uzunbeyle,  yazıyı bitirip onunla ilgili çalışacağım şimdi.
Biraz daha yazarsam bu bir mavikuş yazısı olmaktan çıkacak, sedaca'nın hakkını yemeyelim.
Gönderdikleri için çok teşekkür ediyorum. Arkadaşlarım adına da. Diğer gelenler gibi ihtiyacı olanlara eşyaları verdik, diğerlerini de burslar için satış yapıp derneğe bağışladık.
Geriden gidiyorum üzgünüm ama benim gibi bir koltukta beş karpuz taşıyan birini lütfen mazur görün biraz.
Sevgiler Fethiyeden...

Çarşamba, Ekim 06, 2010

Mavi Kuş Kargo 23 / Stuven

Stuven ,yollamış , bende severek  görüntüledim. Bunları görüntülemek benim için zor olsada ,o kadar keyifliydi ki  anlatamam.Aslında hareketi durdurduk ama geçen hafta  yeni bir paket geldi Pınarbk'dan .Bu yüzden onu da görüntüleyip sıraya koyuyorum. Büromu görseydiniz o zamanlar ne kadar çok desteğin geldiğini anlardınız,  sanırım son kargolardan birinde o durumu da görüntüledim.
Özel notu için ayrıca teşekkür ediyorum.
Maviler, morlar,somonlar ayrıca güzeldi.
Notları da Mavikuş  arkadaşlarla paylaştım çoğu zaman.Hazırlık yaparken pazarlara  içinden çıktıkça okudular.
Hepsi çok güzeldi, çok güzel yerlere gitti :) Çok teşekkürler tekrar.Burslar netleşsin sizlerle paylaşacağım.

Bizi izlemeye devam edin,gördükleriniz en az görüntülenenler kadar şahane.

Teşekkürler STUVEN


Not. Bugün merkezdeki pazaryerinde 2. el pazarı var,arkadaşlarla orada olacağız.Saat 10' dan  sonra Mavikuş standında..

Cuma günü  Esnaf Odası salonunda "Şiddetsiz İletişim ve Yaşam Koçluğu semineri " var.Saat 16.00 da.

9 ekimde Boğaziçi Cafe de "Şehit Yakınları Derneğinin" kahvaltısı var. Saat 10.00 da.

Çarşamba, Eylül 29, 2010

Kapıldım gidiyorum bahtımın rüzgarına

Dört gün olmuş yazmayalı ama bana iki hafta gibi geldi.Gerçi bu zamanda  yine çok iş yaptım ama arada keyif ve kaçamakta yaptık.Çağıl burdayken gittiğimiz pazar günü kaçamağımız. O gün az fotoğraf çektim, bir öncekinden çok fotoğrafım var ama paylaşmak kısmet olmadı.
Geçen sefer gittiğimiz tekneyle gittik,az kişi ve bangır bangır müzik çalmayan.Deniz biraz olsun serinlemişti ve çok güzel geldi.Ne  o ağustos ayında bulaşık suyu kıvamında suya girdik.Deniz dediğin girince biraz serinletmeli,yakmamalı.Çok soğuk su da sevmiyorum ama eylül ayı deniz olayı süper oluyor bence.
Teknenin arkası en güzel yeri bizce, geçen sefer gittiğimizde çok keyifli gelmişti.Yine aynı yerde aynı ekiple gittik.
Kızılada,ilk durak.
Pazartesi de  yine Çağıl gitmeden hep beraber muğlaya gittik.Muğlada işimizi bitirip geze geze döndük.Giderken kahvaltımızı yol üstünde Esentepe köyünde Yörük Ali pidecisinde yapmıştık zaten.Dönüşte de Akyaka da daha önceden gittiğimiz yerde yemek yedik. Nadir Usta diyorlar, kime sorsanız gösterir. Azmak kenarında güzel bir yemek yedik.
Akyakadan dönüşte sırayla Köyceğiz, Dalyan ve Dalaman'da iki yere uğradık.
Köyceğizde tam bu merdivenlerine uydu anten koyan evin önünden geçtik :) Görüntü iyi sanırım,anten senelerdir orada..

Sonra anayoldan Dalyan'a girdik arada bir köyden geçerken mezarlıktaki bu kaktüsü gördüm.Uzunbeyden rica ettim ve durdu, aslında köyün ismine de bakmıştım ama unuttum.Çiçek büyük değil mi..? :)
Dalyan
Dalyan
İstanbuldan kendime aldıklarımdan ; özelliği diğer tekinin bir hilal olması :)) Lacivert tişörtlerimle çok güzel gidiyor..
Bunu da bahçeşehir pazarından aldım.On lira.Fotoğrafta küçük duruyor ama aslında büyük paket omoyu doldurdum içine..
Çağıl'ın gittiği günün ertesi uzunbeyle kendimizi yürüyüşe attık,Aksazlarda bira içtik,yemek yedik ve yürüdük.
Fatoş'a ve Natüre uğradım,kahve içtik,kendime kitap aldım.Şimdi bunu okuyorum.
Cumartesi akşamüstü uzunbey işten geldi ve hadi deniz kıyısında sucuk -ekmek - şarap yapalım dedi.Bende denize girerim ama dedim.Şezlonglarımızı ve mangalımızı aldık, Kargı Plajına gittik.Akşamüstü gidip gece geliyoruz,hava iyice kararınca.Ben denize girdim,deniz çok sıcaktı. Sonra da çıkıp uzunbeyin pişirdiği sucukları yedim.Denizkenarında at turu yaptıklarından günün belirli saatlerinde böyle bir manzarayla karşılaşabilirsiniz. fethiyede yaşamın en sevdiğim özelliği böyle işten çıkıp on dakikada denize gidebiliyor olmak.
Güneşi orada batırmak iyi geliyor bana.
Ares yakışıklısı :)) Islakken.
Piknik sepetim,annemin ördüğü çeyizimden örgü peçeteler, senelerdir kullanıyorum hiçbirşey olmadı.Şaraplıkta annemin son diktiklerinden.Değişik desenleri de mevcut. Şarapta enfesti.
Bu manzarada günü batırdık uzunbeyle.Pazar günüde yürüyüşe Kargıya gittik, bu sefer plajın restaurantında birşeyler içip yürüdük,yine güneşi orada batırdık.
Ertesi sabah 5.30 da kalkıp Mavikuş için stand açmaya gittik 2. el pazarına.Sattıklarımızın gelirini bağışladık yine.Saat ikiye kadar oralardaydık.Çok kalabalıktı ama yine de bize kalabalık gelmedi :))
2. el pazarı-Çalış

Bu güzelliklerde Cafe Derinden.Birini ben götürdüm,nefisti.Şeker hamuru böyle yapılır dedirtti Zehra.
Geç geldi ama her geçen bir kere durup baktı kurabiyelere.

Bugün saçımı boyatmaya Hisarönüne Goldfinger'a gittim.Uzun süredir oraya kuaföre gidiyorum.Hem manikür-pedikürü de orada yaptırıyorum.Kuaför Hisarönünde olunca doğal olarak erkek -kadın birarada oluyor. Genelde İngiliz, bir ben müşteri  olarak Türk :) Elemanlarda Türk.Patronlardan sahibesi İngiliz,sahibi Türk. Gelenler,gidenler,havada espriler uçuşurken yapılan işler,gittiğimde çok keyif alıyorum ve işlerini çok iyi yapıyorlar..Aramızda Türkçe konuşurken İngilizlerin merakla bakmaları ve bizi izlemeleri çok hoş oluyor. Bunun da keyfine varıyoruz :))

Yarın temizlik günü.
Cuma Üzümlüde Ben Maile 'in resim sergisi açılışı var Üzümlü Winehouse'ta saat beşte. Pazar uzunbeyle bir fotoğraf çekimine gidelim diyoruz,hem de gezeceğiz.Neresi olacağı sürpriz olsun ama güzel bir yer.Daha önce gitmiştim ama yazmadım sanırım.

Günün Şarkısı..  Alaturkayı seviyorum :)