Cumartesi, Mayıs 16, 2009

hayatım uzun bir patika..

Çok severek dinlediğim iki Fransızca şarkı var..Ben Fransızca bilmiyorum ama şarkılara hastayım.. Gülderen'den rica ettim ve bana bir kaç kelime de olsa tercümesini yaparmısın diye..(Arkadaşlarımın hepsi ayrı konularda yeteneklidir :) O da bana bir kaç cümleyle anlatmış..

İlk şarkı MA VİE

Bana yazdıkları ise..

"Olaganustu guzel iki sarkiyi secmissin... Alain Barriere cok sevdigim bir sanatciydi, ne yazik ki artik hayatta degil. Adieu jolie Candy ise bir zamanlar en cok sevdigim sarkiydi.

Ma vie: Hayatim (hayatini anlatiyor)
Hayatim asiklarla (sevgililerle gecti)
Guzel gunler gordum
Hayatim uzun bir patika...

ikinci şarkı.. Adieu jolie Candy: Ingiliz sevgiliye "hosca kal"i anlatiyor. Jean François Mitchell söylüyor.. (normalde sayfa açılınca müzik çıkması gerekiyor ama bazı bilgisayarlarda çalışmamış..Bu yüzden şarkı için yeni bir link ekliyorum.. link )

Hosca kal guzel Candy
Orly'ydi bittigi yer
Paris'teki tatilin
Hosca kal guzel Candy
Bir ses gitme vaktinin geldigini soylemisti bile
Bu ucak seni Ingiltere'ye dogru goturuyor.
Hosca kal guzel Candy
Bana yazacaksin
Boyle soylemistin
Ama bu hep soylenir
Hosca kal guzel Candy "


Şarkılar bence hala güzel ama .. Bu kadar hüzünlü olmasına taktım sanırım.. Özellikle hoşkal dememeli insan sevdiğine,dedirtmesin yani hayat..

Neyse bu gece haftasonu elsanatları pazarı için biraz taş boyadım..Uykum kaçtı tabii ki biraz oturunca..Yani ben gece belli bir saatten sonra oturursam sabahlayabilirim..Bu gece sabahlamayı düşünmüyorum gerçi ama Beyaz show da Göksel var..Göksel'in son cd si çıkmış, nostaljik şarkılardan oluşturulmuş bir albüm ve şu an hem izleyip hem yazıyorum..


Gülmek için yaratılmış gözlerde yaşlar niye..?

Senden Başka..

Ben sensiz sen bensiz..

Yarın bürodayım ve çalışıyorum..
İyi geceler :)
not: şu anda 21 sene önceki lise arkadaşlarım yemekte hep beraber Büyükçekmecedeler.. (saat 20.19 suları..) bana telefon açıp duruyorlar acımasız şeyler..ben onlara daha baştan bu gece şarap içip ağlayacağımı söylemiştim..keyfini çıkarıyorlar anlayacağınız..daha eve gidemedim..bürodayım bu yüzden şarap kısmı eksik ama içim ağlıyor :( bensiz o toplantı olmazdı ama..

Cuma, Mayıs 15, 2009

China Breeze.. ve Cumhuriyet Mitingi

Çarşamba akşamı Çalışta yeni açılan Çin Restaurantına gittik..Hem evde yemek yoktu hem de tekrar dışarı çıkacağımız için eve girmek istemedik..

O gece maçta vardı Çağıl biraz huzursuz yemek yedi ama idare ettik.
Ares'te bizimleydi her zamanki gibi.. İki masa Türktü, geri kalanları yabancı..

Dünde bloggerlardan biri Fethiyeye geldi, kendi yazarsa bende size yazarım..Yok yazmazsa yazamam..Sadece paylaşmış oluruz..Yarın otele gitmeyi düşünüyorum onu ziyarete ..

Bir kaç gündür canım kabak çekirdeği istiyordu,nasıl istemek ama anlatamam.. Sonunda Migrostan aldım ve iki gecedir çitliyorum :)

Bir gece önce Çin lokantasındaki biz değilmişiz gibi dün gece ben tavuklu noodle yaptım. zaten evde hazır ekşi-tatlı sosumuz var, yalnız benimki için biberleri biraz büyük doğramışsın dedi Uzunbey.. Bir daha yine uzunlamasına ama küçük doğrayacağım..


Her çin lokantasına gittiğimizde Çağıla evde çin böreği yapacağım diyormuşum.. Evet yapacağım ama canım istediğinde.. Sevdiğimizden midir nedir bu porsiyon Çağılla bana küçük geldi.. Uzunbey çorba içti, biz börek yedik, üstüne de 2 dana demir tava, bir karides demir tava yedik.Hepimiz beğendik,sınıfı geçti yeni bir firma olarak..Yanında da kavaklıdere kırmızı şarap :)

Dün bir şey farkettim ki burada yaşayan yabancılardan aralarında Türkçe konuşan varsa kötü bir şey yaptıklarında birbirlerine "boş kafa" diyorlar :)) Bence daha usturuplu küfürler öğretmek lazım,boş kafa ne ki :P

Kırmızı rengine ve kağıttan fenerlerine hastayım bu restaurantların :)

Bu beyaz yazlık şal Gülderen'in yaşgünü hediyesi..Çok değişik ve süper bir şey, bana da çok yakıştı :)


Dün Çalış karnavalı basın toplantısından sonra Hello cafede oturduk..Elimde haftasonu görüşemediğimiz arkadaşların verdiği hediyelerle :)

Denize uzanan ahşap görünümlü bir uzantısı vardır oranın ve salaş bir görüntüsü..
Çok sık olmamakla beraber arada otururuz.. Oradan kalktığımda hava o kadar sıcaktı ki bu sefer yürüyemedim büroya..Uzunbey gelip beni aldı ve Fevziye uğradık..
Akşamüstü Çağıl' ı dershaneden alıp halı saha maça götürdüm.. Sonra da bende alışveriş yaptım,zaten bir saatte işi bitince yine onu alıp eve döndüm..
... ... ...
Cumhuriyet Mitingi
Buradan otobüsler kalkıyor Ankara'ya yürüyüşe gidiyor pazar günü için insanlar ..(Keşke bende gidebilseydim) Basın çok yer vermese de siz bilin ve unutmayın.. 17 mayıs pazar günü Ankara'da birileri olacak :)
Birde kaç gündür Biyocan' ı yazacağım ama ben yazmadan siz bir okuyun yaptığı yaramazlıkları...

Nehir..

Bu nehir bir başka nehir..
Bana geçtiğimiz günlerde gelen bir mailden.. Gönül hep güzellikleri paylaşmak istiyor ama hayat bu ..!
"Bu şekilde insanların duygularını istismar ederek çıkar sağlayanlar çoğaldı ama bu gerçek...
Linke tıklayıp okuyun, en alttaki "older posts" a tıklayarak önceki aşamaları ve fotoğrafları da görün...
Gecen Ekim ayinda Istanbul'a dondugumde universiteden yakin arkadasim Zeynep'i ziyarete gittim. Ida'dan 1 yil 3 gun buyuk Nehir diye bir kizi var. Nehir'in karni agriyordu, huysuzdu. Bir haftadir karnı agriyor beslenmesine dikkat ediyoruz dedi. Beraber kahvaltimizi ettik. Her zamanki gibi Nehir'in eski kiyafetlerini bir torbaya doldurdu ve Ida'yla Bodrum'a donduk. Bir kac gun sonra Zeynep aradi. Aglamaktan zor konusuyordu. Nehir'in karacigeriyle omuru arasinda portakal buyuklugunde bir tumor bulmuslar. Midesini cigerlerine dogru sikistirdigindan Nehircim yemek yiyemez olmus. Hala yazarken tuylerim diken diken oluyor. Teshis kondu. Neuroblastoma. En yaygin cocuk kanseri turu. En erken 1 yas civari ortaya cikiyor. Nehir de 18 aylikti. Turkiye'de yuzde 25 yasam sansi verdiler. Teksas cocuk hastanesi yuzde 40 dedi. Ve Amerika'ya gittiler. Kasimdan beri orada kemoterapi, ameliyat ve gecen hafta da ilik nakli oldu. Buyuk kizlari Leyla Istanbul'da anneanneyle kaldi. Anne baba kasimdan beri Nehir'i yasatma savasindalar. Bunun faturasi 700 bin dolari buldu. Nehir'in vucudu su an kanserden temizlenmis durumda ama surekli dikkat edilmesi gerekiyor ve tekrarlanmamasi icin bir asi programina basladi. Hastane masraflarina paralari yetmediginden bir fon olusturdular. Uzun lafin kisasi Nehir'in para yardimina ihtiyaci var. Zeynep bir kac aydir gun gun hastanede karsilastiklarini, verdikleri kararlari, onlerindeki secimleri, Nehir'in durumunu ve psikolojilerini bir bloga yazdi. Blogun adresi, Blogda Nehir'e nasil yardim edebilirim bolumune tiklarsaniz cok kolay bir sekilde para yardiminda bulunabilirsiniz. Sizden ricam para yardimi disinda (2 dolar bile olsa) bu blog adresini yaymaniz. Hem parayi toparlamak acisindan hem de bu hastaliktan muzdarip ailelere rehberlik ya da dayanisma ortami saglama acisindan yardiminiz cok onemli."
... ... ...
Desteğinden dolayı Kedi' ye teşekkür ederim..

Çarşamba, Mayıs 13, 2009

Erguvanlar açtı :)

Erguvanlar o kadar güzel ağaçlar ki bu cinsini buraya geldiğimde keşfettiğim için kendime kızdığım zamanlar oluyor.. Daha önce bendeki erguvanın hikayesini yazmıştım..Bu dün akşamki geziden çektiklerim..

Benim bildiğim iki çeşidi var ..Bu resmi olan, linkte 2. sırada anlatılan çeşidi..

Büyük ve bol yapraklı cinsine rağmen bu cinsinde yapraklar yokken çiçekler kalıyor.. Ağaca baktığınızda tamamen çiçekleri ve dalları görüyorsunuz.Ne demek istediğimi aşağıdaki resimlerde daha net anlayacaksınız.. Bahçeler için favori ağaçlarımdan biri :)






Bahçe güllerinden bazı sabahlar büroya getiriyorum.Bunlarda onlardan . (Plaketlerde adımı yazan kısımları bilerek kapattım )Yoğunum.. ama bu canımı sıkmıyor.Esas canımı sıkan konuşmasını bilmeyen insanlar. Bu yazıyı burda bitirsem aslında ne güzel olur..

Dün önce Göcek, sonra Günlüklü ve en son da Yanıklara uğradık Uzunbeyle.. Akşam eve gittiğimizde aslında öğle yemeği yemediğimizi hatırladık,çünkü çok acıkmıştık ve saat sekizdi..Sonra o bir posta daha gitti geldi..Ben çoktan pes edip, tv karşısına oturmuştum.Uzun zamandır tv de izlemiyorum..Canım ailemi seyredeyim dedim,arada sıkıyor beni dizilerde çok üstüste gelen şanssızlıklar..Şöyle ağız tadıyla izlenecek bir şey yok.Bir tek CSI NY izledik Çağılla geçen akşam..
Burası da Göcek swıss hotel..


Yarın öğleden sonra Çalış Karnavalının basın toplantısı var, cuma günü sabahtan 11.00 de FIG açılışı var (dolgu sahasında yeni mekan açıyor bu international grup) öğleden sonra Ölüdeniz Festival Komitesi toplantısı var, cumartesi bir tasarım dükkanının açılışı var gitmek istediğim.. Pazar günü sabahtan çalış karnavalı el sanatları pazarı açılıştan sonra da 12 civarında Xantos'a gitmeyi düşünüyoruz Uzunbey'le..

Fotoğraf çekip, gezeceğiz..

Dün ve bugün bir bardak sıcak suya taze nane yaprağıyla dalını ve bir dilim limon koyup içiyorum..Günde en fazla 2 tane, değişiklik olsun diye..İnsan hep aynı şeyleri içmekten sıkılıyor.. Zen'de içmiştim pazartesi, ordan alışkanlık yaptı :)


Hastaykende en çok nane-limon içmeyi severim ben.. İçine evdeyken limon ve tarçında atarım aslında.. Burada sade içiyorum..

... ... ...

ve bir şiir İstanbuldan bir arkadaştan gelen..




Öğrendim ki...
Kimseyi sizi sevmeye zorlayamazsınız.
Kendinizi sevilecek insan yapabilirsiniz,
Gerisini karşı tarafa bırakırsınız.

Öğrendim ki...
Güveni geliştirmek yıllar alıyor,
Yıkmak bir dakika.
Öğrendim ki...
Hayatında nelere sahip olduğun değil
Kiminle olduğun önemli.

Öğrendim ki...
Sevimlilik yaparak 15 dakika kazanmak mümkün
Ama sonrası için bir şeyler bilmek gerek.

Öğrendim ki...
Kendini en iyilerle kıyaslamak değil
Kendi en iyinle kıyaslamak sonuç getirir.

Öğrendim ki...
İnsanların başına ne geldiği değil
O durumda ne yaptıkları önemli.

Öğrendim ki...
Ne kadar küçük dilimlersen dilimle
Her işin iki yüzü var.

Öğrendim ki...
Olmak istediğim insan olabilmem ,
çok vakit alıyor.

Öğrendim ki...
Karşılık vermek
Düşünmekten çok daha basit.

Öğrendim ki...
Bütün sevdiklerinle iyi ayrılman gerek
Hangisi son görüşme olacak bilemiyorsun. ,

Öğrendim ki...
'Bittim' dediğin andan itibaren
Pilinin bitmesine daha çok var.

Öğrendim ki...
Sen tepkilerini kontrol edemezsen
Tepkilerin hayatını kontrol eder.

Öğrendim ki...
Kahraman dediğimiz insanlar
Bir şey yapılması gerektiğinde
Yapılması gerekeni
Şartlar ne olursa olsun yapanlar.

Öğrendim ki...
Affetmeyi öğrenmek deneyerek oluyor.

Öğrendim ki...
Bazı insanlar sizi çok seviyor
Ama bunu nasıl göstereceğini bilemiyor.

Öğrendim ki...
Ne kadar ilgi ve ihtimam gösterseniz
Bazıları hiç karşılık vermiyor.

Öğrendim ki...
Para ucuz bir başarı.

Öğrendim ki...
En iyi arkadaşla sıkıcı an olmaz.

Öğrendim ki...
Düştüğün anda seni tekmeleyeceğini düşündüklerinden bazıları
Kaldırmak için elini uzatır.

Öğrendim ki...
İki insan aynı şeye bakıp
Tamamen farklı şeyler görebilir.

Öğrendim ki...
Aşık olmanın ve aşkı yaşamanın çok çeşidi vardır.

Öğrendim ki...
Her şartta kendisiyle dürüst kalanlar
Daha uzun yol yürüyor.
Öğrendim ki...
Hiç tanımadığın insanlar,
iki saat içinde, senin hayatını değiştirir.

Öğrendim ki...
Anlatmak ve yazmak ruhu rahatlatır.

Öğrendim ki...
Duvarda asılı diplomalar
İnsanı insan yapmaya yetmez.

Öğrendim ki...
Aşk kelimesi ne kadar çok kullanılırsa,
anlam yükü o kadar azalır.

Öğrendim ki...
Karşısındakini kırmamak ve inançlarını savunmak arasında
çizginin nereden geçtiğini bulmak zor.

Öğrendim ki...
Gerçek arkadaşlar arasına mesafe girmez.
Gerçek aşkların da!

Öğrendim ki...
Tecrübenin kaç yaşgünü partisi yaşadığınızla ilgisi yok,
Ne tür deneyimler yaşadığınızla var.

Öğrendim ki...
Aile hep insanın yanında olmuyor.
Akrabanız olmayan insanlardan ilgi, sevgi ve güven öğrenebiliyorsunuz.
Aile her zaman biyolojik değil.
Öğrendim ki...
Ne kadar yakın olursa olsunlar

En iyi arkadaşlar da ara sıra üzebilir.
Onları affetmek gerekir.

Öğrendim ki...
Bazen başkalarını affetmek yetmiyor.
Bazen insanın kendisini affedebilmesi gerekiyor.

Öğrendim ki...
Yüreğiniz ne kadar kan ağlarsa ağlasın
Dünya sizin için dönmesini durdurmuyor.

Öğrendim ki...
Şartlar ve olaylar,
Kim olduğumuzu etkilemiş olabilir.
Ama ne olduğumuzdan kendimiz sorumluyuz.

Öğrendim ki...
İki kişi münakaşa ediyorsa,
Bu birbirlerini sevmedikleri anlamına gelmez.
Etmemeleri de sevdikleri anlamına gelmez.

Öğrendim ki...
Her problem kendi içinde bir fırsat saklar.
Ve problem, fırsatın yanında cüce kalır.

Öğrendim ki...
Sevgiyi çabuk kaybediyorsun ,
pişmanlığın uzun yıllar sürüyor.


Salı, Mayıs 12, 2009

Zen Günü ..


Bu sabah Zen'de randevum vardı.. Randevuya gitmeden Fevzi bizi (Uzunbey'le ikimizi )Boğaziçine kahvaltıya götürdü.. En azından bu sabah yoğun iş temposuna dalmadan güzel bir mekanda kahvaltı ettik.. Daha sonra ben Zen' de ki yüz bakımı randevuma gittim.Yürüyerekte işe döndüm..

Yukarıda ki kahve aslında dün içmem gereken ama dün akşamüstü bana hediye edilen zamanda refleksoloji masajı uygulandığı için zamanın nasıl geçtiği anlamadığım Zen 'de ki kahvem.. Yaşgünü hediyesi olarak bir şey konuşacağım diye çağrıldığımdan randevusuz gittim ve çok güzel zaman geçirdim..Buradan tekrar teşekkür ediyorum Selma Hanıma :)

Bu sabah kahvenin yanında falda baktık ve çok güzel şeyler çıktı :)

Zen Güzellik Merkezi
Bu dünkü başlangıç fotoğrafı ..

Cumartesi günü Berna ile buluşup Çalışta Tıkıntı cafe de düzenleyeceğimiz kahvaltının ayrıntılarını konuştuk.. Ayın 24 ünde orada kahvaltımız var.
Pazar günü Berna çok hoş bir kolye, Hilkat Hanımda yeşil bir bahçe feneri hediye etti bana ..Cumartesi Ekin Abla da yine değişik bir tasarım kolye hediye getirdi, Gülderen'in hediyesi olan yazlık şalın resmini daha sonra yayınlayacağım..
Yalçın Gökçebağ Resim Sergisi.. (Ben çok seviyorum bu ressamı, gidemiyorum en azından gidebilecek olanlar gitsin :)
12 mayıs - 5 haziran Armoni Sanat Galerisi Yıldız Mah. Tagore Cad. (4. cadde) 724 Sok. 2 / 1
Çankaya -Ankara 312 440 43 76 - 312 440 43 24

Bugün cep telefonlarımın her ikisini de evde unutmuşum :( Öğlende ancak büroya geldiğimden eve gidip almakta zor geldi,nasılsa bana ulaşamayanlar bürodan arar diye düşündüm.. Çağıl'da dershaneye gidecek, bu yüzden erken çıkmama da gerek olmadığından telefonsuzum.
Bugün aslında yazmak istediğim bir sürü davranış ve olay var ama şöyle üstten anlatırsam, geçen cumartesi Berna ile Çalıştayız ya bir müşterim aradı, bana bir şeyin olup olmadığını soruyor işle ilgili, bende 2 gündür büroya gitmediğimi bu yüzden bilmediğimi söylüyorum.. Bana ne güzel siz geziyorsunuz gibi bir yaklaşımda bulundu..
Hayatta en sinir olduğum şeylerden biri, nasıl göründüğünü biliyorum arkadaşlar ama ben hem çalışıp hem geziyorum.Nasıl beceriyorsun diyenlere de bazen yeri gelirse iki kişilik çalışıyorum diyebilirim.. İnsanın zaten kendi işinde çalışmadan tutunması çok zor ama bizim işimiz sizin tahmin ettiğiniz olaylardan farklı, bir kere süper yoğun çalışıyoruz,ikincisi sizin tatil yaptığınız yerlerde biz çalışıyoruz.. Bu beni arayan mağaza müdürü de ben Çalıştayım dediğimde geziyorsunuz ne güzel gibi bir cümle sarfetti..İyi de ben geziyorum ama çalışarak..Hem de günde en az 3 kere büroya girip çıkarak, insanlarla konuşarak ve hem çalışıp hem de Akdenizde yaşamanın keyfini çıkarmaya çalışıyorum ama yoğun çalışıyorum.. Niye bu kadar sinirlendiysem işte..Neyse ben bir Göcek'e gidip geleyim..İş canım tamamen iş..Mesela gidene kadar iki ayrı tatil köyüne uğrayıp konuşacağım :)

Pazar, Mayıs 10, 2009

Yine bir 10 mayıs ..

Hala denize bakıp dalgalara fısıldamayı seviyorum.. ve hala aynıyım :) Çocukluğumda neysem o, ne bir fazla ne bir eksik.. Eski arkadaşlarımda aynısını söylüyorlar gördüklerinde..Hiç değişmemişsin.. Yani kişilik olarak.. Kolay değişmemek ,hiç değişmemek,vazgeçmemek sevdiklerinden :) ben buyum sanırım.. Hep aynı şiddette ama arttırarak sevgilerini ve tutunmak hayata...


Çocukken de doğayı severdim,bayılırdım sokakta oynamaya..Sardunyaların kurumuş yapraklarını toplayıp, koklamaya.. Birde seyretmeyi severdim hayvanları.. Pek sokulmazdım belki ama severdim işte..

Eski evlerin kalın kenarlı pencerelerine bayılırdım.. Oralara oyuncaklarımı dizer, bazende şilte koyup oturur, gelen geçene bakar ve izlerdim çevreyi ..

Şimdi de bahçeyi ve toprağı seviyorum.. Değişik çiçekler peşinde koşmayı ve bazen sıkıntılı zamanlarımda onlara sığınmayı..

Yüzmeyi, deniz manzaralı bir terasta kahvaltı etmeyi, çay içmeyi, müzik dinlemeyi ve denizi seyretmeyi.. Geceyi ve sohbet etmeyi , mehtap seyretmeyi..

Yalnız yürüyüşlere çıkmayı, sanat müziğini,ağır şarkıları..
Bir tepeye çıkıp etrafı seyretmeyi, denize bakmayı, sahilde gezmeyi ve şarkılardan fal tutmayı :)
Arkadaşlığı,arkadaşlarımı ve paylaşmayı çok seviyorum..

Bahçede keyif yapmayı ve misafir ağırlamayı..


Sergilere gidip gezmeyi.

Çiçek ve bahçe ile ilgili herşeyi,onlardan sohbet etmeyi ve çevreyi korumayı.. Likör yapmayı ve içki içmeyi..


İnsanlarla vakit geçirip onlar için bir şeyler yapmayı.. Asi gece kuşu olmayı :) ailemi ,İstanbul'u, geçmişimi ve yaşadıklarımı sevdiğim kadar da buradaki hayatımı, özlemlerimi, sevgilerimi ve hayatımın herşeyini, acısıyla tatlısıyla yaşamayı, kalbimin içinde paylaştırdıklarımı, arada hüzünlenip andıklarımı, hiç unutmadıklarımı, sevgilerimi ve sevdiklerimi bırakmamacasına hayatı , iki ,üç yılda bir anneler günüyle aynı güne denk gelen doğumgünümde sevgiyle anıyorum :)
İyi ki doğdum :))

Bu gece 10.30 da doğduğum saatte yeni bir yaşı kucaklıyor olacağım.. Hayat, nice yaşlar bana sevdiklerimle ,sevgilerimle :)
Tüm blog camiasının Anneler Günü de kutlu olsun...
... ... ...
Dün Ares'le evde geçirdim günümü, bugün Berna ile Çalış'ta işimiz vardı, sabahtan Ekin Abla doğumgünü ziyaretime geldi, kahve içtik beraber balkonda, çarşambadan daha Gülderen ilk hediyemi vermişti ve kutlamalar başladı bu sene.. (Resimler daha sonra)
Bugün sabahtan Hisarönünde 2.el satış için gönüllü çalışacağız arkadaşlarla satıştayız..Kazandıklarımızı burslu öğrencilere bağışlayacağız.. Yarın erkenden yoldayım yani.. Öğleden sonra da sürprizlere açığım, şimdilik bir planım yok :)
Bugünkü müziğimiz bir zamanlar blog müziğim olan Mumbai them tune..
... ... ...
Not:1 Bu sabah erkenden kalkıp Hisarönündeki pazara gittik arkadaşlarla..Saat bire kadar satış yaptık, Ares'i de almak zorunda kaldım.Uzunbey gelemedi, işi vardı.Yalnız olunca da çok yoruldum. Bağlasan havlıyor ve çok güçlü olduğundan ne varsa çekiyor arkadan :) Devamlı tasma elimde durmak zorunda kaldım.Bir ara meşhur Ares bu mu diye oğluşumu sordular :)
Öğlende evdekilerle buluşup denize gitmeye karar verdik.. Bu sene kendime yaşgünüm için deniz hediye ettim anlayacağınız .. Sabahtan -beyaz tenliyim ya göğüs dekoltem ve kollarım yanmış,-kırmızılaşmışım yani.. Öğleden sonra da denizde güneşlendim ve denize girdim.. Sezonu açtık yani.. Şimdi yavaş yavaş kırmızılıklarım esmerleşir benim.Böyle bir ten rengim var yani..Güneşte kaldıkça kırmızı halim bronz tene dönüşür.. Soyulmam pek ,gerçi bugün krem sürmeden yandım pazarda..
Ares , denizde tam seyirlikti.. İlk defa tam olarak denize girdi ama bir çocuk gibi yalnız girmeye korkuyor şimdilik bu yüzden biz (Çağılla ben) girdikçe girdi ve denize girdiğinde korktuğundan bana doğru yüzüp tırnaklarıyla kollarımı çizdi.. Önce kollarımı sonra da nereyi yakalarsa..Şu an vücudumda çizikler var.. Mayonun üstünden bile çizmiş.Neyse şimdi ilk girdiğinden böyle sonra alışacak ve çocuk gibi oynayacak denizde biliyorum :)
Denizden dönüşte ben duşa girdim Uzunbeyla Çağılda bana pasta aldılar..Biraz sonra pastamızı da keseriz artık :) Ben maillerimi okudum :) :) ve gün boyu susmayan telefonuma cevap verdim bugün :)

Perşembe, Mayıs 07, 2009

ortaya karışık - mayıs


Bugün çok keyifli değilim aslında.. Yorgunum sanırım.Yoksa arabada Uzunbey'le tartışmışlığımızdan değil keyfimin kaçıklığı..

Daha dün ve hatta sık sık Uzunbey'le ikimiz Atahan'ın taklidini yapıp birbirimize "tırstım" diyoruz. Çünkü Atahan'ın Ares'i ilk gördüğünde söylediği kelime buydu :) Onu çok özlüyorum ve bu kış geldiğinde Ares'i nasıl idare ettiğini ve onunla nasıl oynadığını birbirimize anlatıp taklidini yapıyoruz..Tırstım :)) Yine de ilk defa aynı evde bir köpekle yaşayan küçük bir çocuk için iyi idare ettiğini düşünüyorum.. Hatta düşünüyoruz. Yaşamayan biri için zor bir durum..Bana da bir kaç yıl önce evde köpekle yaşayacaksın deseler ,gülerdim :) Hayat bazen insanı değiştirebiliyor.Bu iyi bir şey sanırım, yoksa bazı sevmediğimiz durumlar bizi delirtebilirdi.. Neyse ben köpeğimi çok seviyorum..Geçen hafta bir yarışma vardı, güzellik yarışması ama ben götürmedim.Hem yorgundum hem de benim köpeğim gerçekten güzel ama başkalarıyla paylaşmak için daha erken, çok dikkat çekebilirdi diye düşünüyorum..

Aslında yoğun yaşıyorum, bu da beni mutlu ediyor , bir bakıma da bazen sıkılıyorum.. Mesela bugün daha çok kırlarda ,dağda bayırda gezmek isterdim..Yanımda sohbeti uygun bir arkadaş, çevre sorunlarından bahsedip , belki ağaçlar altında yürümek bana iyi gelirdi,bilemiyorum ki sadece hayal ediyorum işte :)
Hani hafif toprak ama sıkı bir toprak yolda ,yan tarafta eski ama yeşil ağaçlar ,her tarafı yaprak olan.. Yürürsün yavaş yavaş ama bisikletin yanında ,yol o kadar güzeldir ki o yoldan hızla geçip gitmeye kıyamamışsındır ,etrafı seyretmek ve muhabbeti arttırmak için arkadaşınla ilerlersin bir yandan .. İşte öyle bir şey.


Böyle değişik işler beni dinlendiriyor,bunlara ihtiyacım var, zevk için yapıyorum çoğu zaman.Bazen işime de yardımcı oluyor. Olmasa da çok problem değil.Burada yaşadığım sürece böyle yaşamak istiyorum.Tam istediğim bu sanırım..




Bir yazıda bu kadar çok "sanırım " kelimesi kullanan biri benim gibi biri olamaz diye düşünüyor insan.. Bu benim bugünkü psikolojimden "sanırım" :)



Çağıl , hayatındaki en sancılı zamanlardan birinde..İlerisi için hem karar verecek hem de yönünü çizecek.Bir yandan haksızlık bu diyorum çünkü insan o yaşta keyfini çıkarmak zamanı olduğunu bilipte bir şey yapamayacak kadar kendini kararsız hissedecek zamanlarındayken nasıl keyfini çıkarsın.Ergenlik zor iş, küçüklük zamanları bir çocuk için iyi de.. Ergenlik bizde zor geçiyor..Bir kadının genç bir erkeği anlama kapasitesi ne olursa olsun, ne kadar öngörülü olsa da zor iş..Zaten buna o yaş anlayışı da engel oluyor. Sorun yaşıyorum, hayatta şu an anlamak istediğim tek kişi o ama bunu beceremiyorum.Ben hem de..Bunu erkek arkadaşları çok olan ve hayatta kadın-erkek ayrımı yapmadan yaşayabilen, ve istediği herkese bir şekilde ulaşabilen biri olarak becerememek beni üzüyor.Konuşamıyoruz biz, en azından onun dilinde..3. kelimede kopuyor ilişkimiz.. Onu anlamak istiyorum,bir yolu olmalı ama daha ben keşfedemedim.Benimde bana akıl verecek ve bana yol gösterecek benden tecrübeli birilerine ihtiyacım var bu konuda.Profesyonel yardımdan bahsetmiyorum..Çünkü onlar hemen ya ilaca sarılıyorlar ya da yeterince derman olamıyorlar,yine yalnız kalıyorsun..Benim bu işleri yaşamış ve kendi hayatında tecrübe etmiş kişilere ihtiyacım var..

Şu anda en çok ona ulaşmak ve yol göstermek istiyorum ama ışığım ona yetmiyor..!

Dün her hafta yapmaya çalıştığım gibi çarşamba günleri sabahtan Gülderen'e gittim..(İşim olursa yapamıyorum da) Öğleden sonra da derneğe uğradım.Biraz bahar temizliği yapıyoruz,etrafı toparlayıp düzenliyoruz.. Berna yeni başkan oldu. Yeni düzenlemeler yapmaya çalışıyor..

Akşamda uzun zamandır ilk defa biraz erken eve gidebildim saat 18.00 da..

Bugün saat 14.00 de Ölüdeniz Kültür Festivali komite toplantımız var.. Hani etamin yapan otel sahibi arkadaşım var ya evini görüntülediğim ,başkan o komitede..Toplantıları o otelde yapıyoruz.. Bu haziran sonu yine festivalimiz var..Bu sene 6. sı olacak :) Daha kimler gelecek belli değil..Bu sene seçimlerden dolayı biraz geciktik ama artık tecrübeliyiz..Bakalım bu sene benim görevim ve misafir sanatçım kim olacak ..?

Sahilde kahve içmeye gidiyorum ya Yakamoz Restaurant devretmiş şimdi yerine Flamingo cafe -bar açılıyor.. Yarın açılışına davetliyim saat 18.00-20.00 arası.. Sanırım Berna ile gideceğiz..
Biraz sonra toplantı için çıkacağım..Berna geldi, beraber gidiyoruz..Hatta Hilkat ve Mine'de gelecek..
Bugün aynı yoğunluk devam ediyor,yazıyı yazana kadar daha bir kere okuyamadım yazıyı..

Salı, Mayıs 05, 2009

Hıdrellez :)

Bugün Hıdrellez ya, bu akşam gülün dibine hayalini kurduğunuz şeylerin resmini çizmeyi unutmayın..Ya taşlarla ya da bir tahta çubukla gönlünüzden geçeni orda dile getirin..Belki de olur, neden olmasın ki gönülden çok isterseniz..

Ben mi..? Çizeceğim yine.. Bu sefer iki değişik isteğim var :) Yazamam buralarda :P
Onu gönülden ve gizli isterseniz oluyormuş dilekler :))

Resimler benim bahçemden..
Müzikler Sezen ve Gülben'den.. (Gülben'in şarkısı için Yoncaya teşekkürler :))




Pazartesi, Mayıs 04, 2009

Yine bir pazar :)

Pazar günü yine Aksazlardaydık.Çünkü hem o gün biz gidecek bir yer arıyorduk hem de arkadaşlarımız" Çerkes Günü "için (Çerkes olanlar ve Çerkes olanlara ilgi duyanlar diye aramızda espri yaptık toplantı için, çünkü eş durumundan da çerkes olanlar vardı) orada olmak zorundaydılar.Bu yüzden yine Aksazlara gittik. Bir ara Fethiye Fotoğraf kulübü çekim yapıyordu,bende gidip oyunlarını çektim.Biz onların yanında masa bulamadığımız için daha denize yakın bir masada konuşlandık. Arkadaşlarımız iki arada bir derede hem onlara katıldı hem de bizimle zaman geçirdiler.
Ares denize girdi yine..Aslında tam olarak girmiyor ama keyif alıyor,şimdilik bizde korkutmamak adına tam ıslatmıyoruz. Sanırım biz girdiğimizde o da girmek isteyecek ..

Bank şeklindeki masalarda kendi getirdiğimiz malzemelerle piknik yapıyoruz çoğu zaman ama Fethiyenin hemen her bölgesinde yaz-kış mangal keyfi yapmak ilk kuraldır. Ben en çok masa örtüsüne takarım, her çanta hazırladığım piknikte evde ilk hazırladığım şey masa örtüsüdür.Asortik adım böyle ihtiyaçlarımdan gelir :) Mesela piknik takımım vardır plastik ama her türlü tabağı,çanağı hazır olan.Araba da kilimim vardır bagajda, hiçbir yer bulamazsam üstüne oturmak için.Çoğunlukla yere oturmayı sevmediğimden şezlongları alırım haftasonu,böylece denize de gitsem ,piknikte yapsam keyfim bozulmadan otururum.. Resimde görüldüğü üzre pikniğin altın kuralı arabanı yanına çekip bagaj kapağını açmaktır :)) Biz müzik açmadık bir tek..Manzara müzik bile istemiyordu ama yanımıza gelen başka bir araba bu ihtiyacımızı giderdi zaten :) Bir ara dün link verdiğim "Giden günlerim oldu" şarkısı çalıyordu :)
Zaten gün boyunca müzik bana öyle mesajlar veriyor ki anlatamam..Tam canım sıkkın yürüyorum sahilde mesela..Sevdiğim bir şarkı duyuyorum ,moralim düzeliyor ya da beni canımın sıkıntısından kurtarıp başka yerlere götürüyor.. Ya da bambaşka bir düşüncedeyken birden içimi bir hüzün kaplıyor..Şunu yapmayalı ne kadar zaman geçmiş diye düşünüyorum.. İlla arabada Ferhat Göçer dinliyorum ama.. Hala bıkmadan.

Arkadaşın küpesi, İstanbuldan almış.. Hoştu :)

Geçen sefer kalabalıktık,bizim mangal ufak gelmişti..Bu sefer kend mangalımızda pişirirdik.Çağıl mangal başında..
Beraber gittiğimiz arkadaşımız geleneksel çerkes oyunlarını bilen biriydi, ben de rica ettim ve sen oynarsan bende resim çekerim dedim..Sağolsun kırmadı..
Bir tarafa erkekler bir tarafa kadınlar sıralanıyorlar.İki grubun arasına da çalgıcılar geçermiş normalde, burada müzik yayını vardı.. Oynamak isteyen o gruba giriyor ve devamlı oynuyorlarmış..Dört gün dört gece sürer oyunlar hiç durmadan dedi.. O arada yine hizmet görülürmüş büyüklere..

Çerkes Tavuğu..

Kenardaki patatesli mantı..(adını bilemedim) Tabağın içindeki şipsi galiba :)
Bunları yediğimde daha önceden bir -iki defa yediklerimin Çerkes yemekleri olmadığını düşündüm..
Akşam sekize kadar kaldık koyda.Daha sonra eve döndük, ben Nurdanlara uğramak istedim,Uzunbey'de müşterisine uğradı beş dakika..
Pazartesi önce Mavi Kuşta daha sonra da Çalışta toplantım vardı karnaval için.. Yoğun yağmurlu bir gündü..Bu hafta böyle geçecekmiş,gerçekten de şimdi sabahın bu ilk saatlerinde yağmur camlara vurup ses yapıyor.. Bugün (salı)yine dışarıda olacağım çoğunlukla.. Sabahtan Çalış karnaval grubu bilgisayar almış bir okula, götürüp onu vereceğiz beraber.. Öğleden sonra da resim yarışmasının ödül töreni var Fethiye Kültür Merkezinde..Bir de bugün Mimarlarla ilgili bir serginin açılışı var FKM de..Gitmişken onu da gezerim artık :) (
Ulusal Mimarlık Sergisi..Ayın 10 una kadar açıkmış. )
Bu yastık modelini bir dergide gördüm,çok değişik ve güzel geldi..Hem dikiş hem örgü yapılabilecek enteresan bir model.Derginin adını hatırlayamadım ama kalın ve değişik bir dergiydi.. Geçen hafta Dalyan'da bir emlakçıda çektim resmi :)